Boynu bükük bir şehit yetimi
Boynu bükük bir şehit yetimi, Anadolu'nun her yerinde her köşesinde onun gözyaşı ve ahı. Hasreti boyundan büyük, öfkesi henüz farkına varamayacak kadar küçük. Büyüyecekler, serpilip kocaman birer delikanlı olacaklar.İyi günde kötü günde koşup gelecekleri yer hep burası olacak. İçlerindeki o masum burukluk; büyüdükçe daha da artacak,arttıkça susacaklar, sustukça acıları çoğalacak. Sizi bilemem ama benim en büyük korkum ne biliyor musunuz? Ya bizlere haklarını helal etmezlerse? B

Boynu Bükük Bir Şehit Yetimi: Vefa Borcumuz ve Unutulmayan Emanetler
Anadolu’nun kadim toprakları, tarih boyunca vatanı için canını feda eden kahramanların destansı hikâyeleriyle yoğrulmuştur. Ermenek’in sarp kayalıklarından Karaman’ın bereketli ovalarına, Toroslar’ın zirvelerinden vadilerine kadar her karış toprak, bir şehidin hatırasını, bir gazinin onurunu taşır. Ancak bu hikâyelerin en hüzünlü ve en derin tarafı, geride kalanlardır. "Boynu bükük bir şehit yetimi" dendiğinde, içimizde kopan fırtınalar, sadece bir acıyı değil, aynı zamanda omuzlarımızda taşıdığımız ağır bir vebalin ve toplumsal sorumluluğun ağırlığını simgeler.
Şehit Yetimlerinin Sessiz Çığlığı: Bir Toplumsal Sorumluluk
Bir şehit yetiminin gözlerindeki o masum burukluk, kelimelerle tarif edilemeyecek kadar derin bir anlam taşır. Babasının yokluğunu henüz idrak edemeyecek kadar küçük olan o yürekler, zamanla büyüyüp serpilseler de içlerindeki o boşluk, ancak toplumsal bir sahiplenme ile teselli bulabilir. Ermenek gibi komşuluk kültürünün, akrabalık bağlarının ve kadirşinaslığın merkez olduğu bir coğrafyada, şehitlerimizin emanetlerine sahip çıkmak sadece bir devlet politikası değil, her bir ferdin üzerine düşen bir vicdan borcudur.
Bu çocuklar büyüdükçe, acıları da onlarla birlikte şekillenir. Sustukça içlerine atarlar, içlerine attıkça o hüzün bir çığ gibi büyür. Bizler, onları gördüğümüzde sadece "başımız sağ olsun" diyerek geçip gitmemeliyiz. Onların sessizliği, aslında toplumun vicdanına bırakılmış en büyük sorudur. Onların başının dik durması, şehidimizin bizlere emanet ettiği onuru korumakla eşdeğerdir.
Vebalimiz ve Helallik Korkusu: Bir Milletin Sınavı
Toplum olarak en büyük korkumuz, bu çocukların bizlere haklarını helal edip etmeyeceğidir. Bir şehit yetiminin boynu bükük kalması, sadece ailesinin değil, tüm milletin ihmalidir. "Ya bizlere haklarını helal etmezlerse?" sorusu, geceleri uykularımızı kaçıran, vicdanımızı sızlatan bir hakikattir. Bu vebal, sadece maddi bir destekle değil; yürekten gelen bir sahiplenme, onların eğitiminden sosyal hayatına kadar her aşamada "yanınızdayız" mesajını hissettiren gerçek bir vefa duygusuyla hafifletilebilir.
Hayatınızı İkiye Bölün: Bir Yanı "Vefa" Olsun
Modern dünyanın hızı ve bireyselliği içerisinde çoğu zaman kendi dertlerimize gömülüp gidiyoruz. Oysa hayat, sadece kişisel hedeflerden ibaret değildir. Çağrımız şudur: Hayatınızı ikiye bölün. Bir yanınız kendi yaşam mücadelenizi sürdürürken, diğer yanınızı mutlaka bu mahzun yüzlere, şehitlerimizin emanetlerine ayırın. İşte bu noktada atılması gereken adımlar:
- Aktif Sahiplenme: Onların sadece resmi bayramlarda veya özel günlerde değil, her an yanlarında olduğunuzu hissettirin. Bir okul başarısında, bir mezuniyette veya zor bir günde onların yanında olmak, en büyük destektir.
- Vefa Kültürü: Şehitlerimizin hatırasını, çocuklarının başarısıyla, mutluluğuyla ve onların geleceğe umutla bakmasıyla yaşatmanın en büyük onur olduğunu unutmayın.
- Toplumsal Duyarlılık: Çevrenizdeki şehit ailelerinin dertlerini dert edinin. Onların "yoldaşı" olun. Bir şehit çocuğunun ihtiyaç duyduğu şey sadece maddi imkanlar değil, bazen bir aile büyüğünün şefkatidir.
Ermenek’in Kadirşinaslığına Çağrı
Ermenek, tarih boyunca mazlumun yanında, şehidinin izinde, devletinin ve milletinin birliği uğruna fedakârlıktan kaçınmayan bir ilçe olmuştur. Bugün, bu kadim geleneklerimizi hatırlama ve tazeleme vaktidir. Bir şehit yetiminin gülümsemesi, dünyadaki tüm maddi kazançlardan daha değerlidir. Eğer bir gün bile bencilliğin pençesine düşüp kendimizi unuttuysak, bu hatanın kefareti ancak o çocuklara uzatılan sıcak bir el, samimi bir dua ve hiç eksilmeyen bir ilgiyle ödenebilir.
Bu satırlar bir sitem değil, bir hatırlatmadır. Unutmayalım ki; bizler onları ne kadar çok sahiplenirsek, bu topraklar üzerindeki huzurumuz ve kardeşliğimiz o kadar baki kalacaktır. Şehitlerimizin emaneti olan o boynu bükük yavrular, aslında bizim geleceğimizdir. Onların başını dik tutmak, bu vatana, bu toprağa ve şehitlerimize olan en kutsal borcumuzdur. Ermenek’in vefalı insanları, emanetine sahip çıkmaya devam edecektir.