BU SEVDANIN YOLUNDA CANLARIMI KAYBETTİM...
20 Şubat 2020 Perşembe 11:53 Ah be Fırat... Hiç aklıma gelmezdi bir gün seni, ölüm yıl dönümünde anlatan bir yazı yazmak. Sen şehit olduğunda üniversitede öğrenciydim, haberin geldiğinde serseri mayın misali sağa sola delice saldırmak istedim. "YETER ULAN YETERRRRRR!" diye haykırmak istedim. Avluya indim, etrafa baktım. Hiç kimsenin umurunda değildi Fırat, ölümün... Sigarasını içine neşeyle çekenler, rujlarını tazeleyenler, kahvelerini kahkahalarla yudumlaya

Bu Sevdanın Yolunda Canlarımı Kaybettim: Fırat Çakıroğlu’nun Ardından Bir Vefa Yazısı
20 Şubat 2015, Türkiye’nin gençliğinin ve geleceğinin üzerine çöken o karanlık günün tarihi. Ege Üniversitesi kampüsünde hunharca katledilen Fırat Yılmaz Çakıroğlu, sadece bir öğrenci değil, bir duruşun, bir inancın ve vatan sevgisinin sembolüydü. Aradan geçen yıllara rağmen, o günün acısı Ermenek’in dağlarından Karaman’ın ovalarına, Türkiye’nin dört bir yanındaki vatansever yüreklerde tazeliğini koruyor.
"Ah Be Fırat..." Bir Neslin Vicdan Çığlığı
Hiç aklıma gelmezdi bir gün seni, ölüm yıl dönümünde anlatan bir yazı yazmak. Sen şehit olduğunda üniversitede öğrenciydim; haberin geldiğinde içimde serseri mayın misali sağa sola delice saldırmak, "Yeter artık!" diye haykırmak istedim. Üniversite avlusuna indim, etrafıma baktım. Hayatın olağan akışında, kendi dünyalarında yaşayan, senin gibi bir yiğidin yitip gidişini sadece bir "haber" olarak görenlerin kayıtsızlığı karşısında derin bir sükût yaşadım.
Yitip Giden Canların Ardından Duyulan İsyankâr Acı
Kimi sigarasını neşeyle tüttürüyor, kimi rujunu tazeliyor, kimi kahvesini kahkahalarla yudumluyordu. O gün anladım ki; Fırat, senin acın sadece seni sevenlerin değil, bu toprakların geleceğine kafa yoranların ortak sancısıydı. O gün kendime bir söz verdim: Yasını; ağlayarak, bağırarak ya da sadece öfkelenerek değil; yazarak, okuyarak, araştırarak tutacağım. Senin ve senin gibi yiğitlerin adını, bu vatanın her karış toprağında yaşatacağım.
"Sen ve Senin Gibi Yiğitleri Yaşatacağım"
Fırat, senden sonra bu coğrafyanın acıları hiç dinmedi. Meskun mahal operasyonlarında nice fidanlarımızı toprağa verdik, terörün hain saldırılarıyla sarsıldık, 15 Temmuz’un ihanetine şahit olduk. Yaşasaydın eğer; eminim ki bu acılara merhem olmak için yine en önde olurdun. Ermenek’in sarp kayalıklarında yankılanan o yiğit sesin gibi, sen her zaman zor zamanların adamıydın.
Bir Dostun Özlemi ve Yarım Kalan Sohbetler
Kimse anlamıyor Fırat, hiç kimse hem de. Senin o vakur duruşunu, vatan sevdasındaki o saf sadakati kimse tam olarak idrak edemiyor. Yaşasaydın belki; bir akşamüstü çayımızı demler, sigaramızın dumanında yarım kalan sohbetlerimize devam ederdik. İçimizdeki ızdırapları anlatırdım, sen dinlerdin. Sen anlardın Fırat; bizi bir tek senin gibi kalbi vatan diye çarpanlar anlardı.
"Ruhun Şad Olsun Gardaşım"
Ermenek’ten bir selam gönderiyorum; seni ne unutuyoruz ne de unutturuyoruz. Senin mücadelen, bugün bu topraklarda yetişen gençlerin rehberi olmaya devam ediyor. Ruhun şad, mekanın cennet olsun.
Fırat Çakıroğlu'nun Mirası: "Unutursak Kanımız Kurusun"
Bize bıraktığın en büyük miras, o sarsılmaz inancındı. Demiştin ya hani; "Bu mücadeleyi 20 kişi kalsak da 30 kişi kalsak da bu şerefsiz vatan hainlerine karşı yürüteceğiz Allah'ın izniyle."
Bu sözünü kendimize şiar edindik. Bugün Karaman’ın bereketli topraklarında, Ermenek’in kadim kültüründe senin ismini bir bayrak gibi taşıyoruz. Senin mücadelen bizim mücadelemizdir. Unutursak kanımız kurusun Fırat! Senin sevdan, bu vatanın üzerinde güneş gibi doğmaya devam edecek.
Not: Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nu anmak, sadece bir ismi yad etmek değil; o ismin temsil ettiği vatanseverlik şuurunu gelecek nesillere aktarma sorumluluğudur.