DEVLET VE SİYASET
Bıkmadan, yılmadan anlatacağım Biliyorum, çoğunuza “Devlet nedir?” diye sorunca “Hani göremiyoruz? Devlet eşittir siyaset.” Cevabını verecek. Ne acı değil mi? Sormaya korkar oldum artık bu soruyu. İnsanların bu algısını yıkmak o kadar zor ki, çoğu zaman pes etmekten korkuyorum. Fakat biz kim olursak olalım, devletin şefkatını ne yapıp ne eder Anadolu’nun en ücra köyüne ulaştırırsak işte o zaman devlet, siyasetten kurtulmuş demektir. Çok mu zor? Çok mu imkan

Devlet ve Siyaset: Aradaki İnce Çizgi Nerede Kayboldu?
Bıkmadan, yılmadan anlatmaya devam edeceğim. Ne zaman çevremdeki insanlara “Devlet nedir?” diye sorsam, aldığım cevaplar genellikle aynı noktada düğümleniyor: “Hani göremiyoruz? Devlet eşittir siyaset.” Bu durum, toplumun devlet algısının ne kadar zedelendiğinin en acı kanıtıdır. Ermenek’ten Anadolu’nun en ücra köşesine kadar uzanan bu algıyı yıkmak kuşkusuz zor, ancak imkânsız değil.
Bizler, kim olursak olalım, devletin şefkatini Anadolu’nun en ücra köyündeki bir vatandaşımıza ulaştırabildiğimiz an; işte o zaman devlet, siyasetin gölgesinden kurtulmuş demektir. Peki, bir gülümseme, bir samimi el uzatma bu kadar mı zor?
Siyasetin Devlet Kurumları Üzerindeki Yıkıcı Etkisi
Hangi siyasi görüşe sahip olunursa olunsun, devlet kademeleri siyasetin günlük ve değişken yapısından mutlaka arındırılmalıdır. Siyaset, dünya konjonktürüne göre değişen, esnek ve bazen de çatışmacı bir yapıya sahiptir. Oysa devletin, bu değişkenlerden etkilenmeyen, kalıcı ve stratejik bir varlığı olmalıdır. Siyasetin kurumlara sirayet etmesi, milletin devlete olan sarsılmaz güvenini zedelemekten başka bir işe yaramaz.
Günümüzde ne yazık ki devletin birçok kurumunda siyaset, bir kanser hücresi gibi yayılmış durumdadır. Kurumlar içerisindeki kutuplaşmalar, kişilerin dünya görüşlerini birer “etiket” haline getirmiş, liyakatin önüne geçmiştir. Bu durumun yarattığı olumsuz sonuçlar şunlardır:
- Kurumsal Kutuplaşma: Çalışanların birbirlerini siyasi kimliklerine göre değerlendirmesi, ortak çalışma kültürünü bitirmektedir.
- Fişleme Zihniyeti: Kamu görevlileri, inançları veya yaşam tarzları üzerinden kategorize edilerek haksız yargılara maruz bırakılmaktadır.
- Hizmet Kalitesinde Düşüş: Devletin şefkatli yüzü yerine, kendi siyasi ikbalini düşünen bir bürokratik anlayış öne çıkmaktadır.
Şeffaf Bir Devlet Anlayışına Özlem
Devlet sevgisini ve şefkatini, hiçbir ayrım yapmadan, şeffaf bir şekilde millete yansıtan devlet büyüklerimizin sayısı maalesef hızla azalıyor. Bunun yerine, makamının gücünü bir kabadayılık aracı olarak kullanan görevlilerin arttığı bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu umutsuzluk içerisinde bazen düzenin değişmeyeceğine dair bir karamsarlığa kapılsam da, bir kişiye dahi devletin o şefkatli yüzünü gösterebilmenin, ülkeye karşı en büyük sorumluluk olduğunu düşünüyorum.
Genç Nesil ve Geleceğimiz
Özellikle Ermenek gibi kırsalın ve yerel dinamiklerin güçlü olduğu bölgelerde, genç nesil geleceğimizi şekillendirecek en önemli unsurdur. Ancak popüler kültür ve fon destekli yapıların etkisiyle gençlerimiz, devletin o kadim şefkatinden uzaklaştırılmaktadır. Devlet sevgisi bir ninni gibi güven, bir merhem gibi iyileştirici, bir su gibi hayati olmalıdır. Ancak bizler devleti siyasetle öyle bir boğduk ki, o nefes alacak alanı bulamaz hale geldi.
Çözüm: Devletin Gülen Yüzünü Yeniden İnşa Etmek
Devletin siyasetten kurtulması için çok karmaşık formüllere gerek yoktur. Devletin şefkatli, adil ve gülümseyen yüzünü yeniden tesis ettiğimizde, siyasetin çıkarcı çakallarının kaçacak delik arayacağını göreceğiz. Devlet, bir partinin değil, 85 milyonun ortak çatısıdır. Bu bilinci yeniden inşa etmek, sadece bir temenni değil, hepimizin üzerine düşen tarihi bir görevdir.
Unutulmamalıdır ki; devletin şefkati siyasetin gürültüsünden daha güçlüdür. Yeter ki o şefkati yeniden ortaya çıkaracak iradeyi gösterelim.