DEMİRTAŞ TAHLİYE OLACAK MI?
DEMİRTAŞ TAHLİYE OLACAK MI? Gündemin yoğunluğundan hepimiz haberdarız fakat Türkiye siyasi tarihinde hep böyle olmuştur; bir kargaşa başlar ve ardından olaylar silsilesi… Yerel

DEMİRTAŞ TAHLİYE OLACAK MI? TÜRKİYE SİYASETİNDE YENİ BİR DÖNEMEÇ Mİ?
Türkiye siyasi tarihi, her dönem farklı krizler ve bu krizlerin tetiklediği beklenmedik olaylar silsilesiyle şekillenmiştir. İçinden geçtiğimiz yoğun gündem, yaklaşan yerel seçim atmosferi ve değişen toplumsal beklentilerle birleşince siyasetin pusulası yeniden yön arayışına girdi. MHP’nin “Önce Ülkem ve Milletim” düsturuyla şekillenen stratejisi, AK Parti’nin aday profillerindeki değişim arayışı ve muhalefet blokundaki ittifak sancıları konuşulurken; kamuoyunun gözden kaçırmaması gereken en kritik sorulardan biri şudur: “HDP/DEM Parti’nin siyasi rotası ne olacak ve Selahattin Demirtaş ile beraberindeki isimlerin hukuki süreçlerinde yeni bir aşamaya geçilecek mi?”
HDP/DEM Parti’nin Siyasi Geleceği ve “Demirtaş” Faktörü
Yaklaşık sekiz yıldır Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ gibi isimler sahalarda aktif olarak yer almıyor. Bir dönem HDP’nin meclis başarısının bu isimlerin “karizması” ve “söylemleri” üzerinden kurgulandığı iddia edilse de, 24 Haziran 2018 ve 14 Mayıs 2023 seçimleri, bu isimler cezaevindeyken partinin farklı dinamiklerle mecliste kalmaya devam ettiğini kanıtladı. Bu durum, siyasi hareketin sadece lider odaklı değil, daha derin ve yapısal bir stratejiyle ilerlediğini gösteriyor.
Ermenek gibi Anadolu’nun irfanıyla yoğrulmuş, devletine ve milletine sadakatiyle bilinen bölgelerde, vatandaşlar bu süreci dikkatle takip ediyor. Şu soruları sormak, siyasi okuryazarlık açısından kaçınılmaz hale geliyor:
- Siyasi Mühendislik: HDP’nin seçim başarısının ardındaki gerçek güç sadece seçmen iradesi mi, yoksa Türkiye’nin iç huzurunu manipüle etmek isteyen odakların stratejik desteği mi?
- Söylem Dönüşümü: Demirtaş’ın yokluğunda parti tabanı ve siyasi söylem, daha marjinal bir çizgiye mi kaydı, yoksa merkez siyaseti etkileme stratejisi mi izliyor?
- Hukuk ve Siyaset Dengesi: Yargı süreci mi siyaseti belirliyor, yoksa siyasi konjonktür mü yargısal kararları etkilemeye çalışıyor?
Uluslararası Baskı ve Tahliye Senaryoları
Son dönemde kulislerde, özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları ve uluslararası lobi faaliyetleri üzerinden Demirtaş ve arkadaşlarının tahliye edilebileceğine dair iddialar sıkça dile getiriliyor. Fransa ve Avrupa’nın çeşitli merkezlerinde Demirtaş’ın eserlerine yönelik düzenlenen “dayanışma” etkinlikleri, meselenin sadece hukuki değil, aynı zamanda Türkiye’nin iç işlerine müdahale aracı olarak kullanılan uluslararası bir baskı mekanizması olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Yargı Süreci ve Olası Siyasi Senaryolar
Demirtaş; “terör örgütü yöneticiliği”, “terör örgütü propagandası yapmak”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” gibi ağır suçlamalarla yargılanıyor. Bu denli kapsamlı ve devletin bekasını ilgilendiren suçlamalara rağmen, olası bir tahliye durumunun siyasi arenada yaratacağı kırılmalar şu başlıklar altında incelenebilir:
- Siyasi Adres Değişikliği: Demirtaş, mevcut parti çatısı altında mı kalacak yoksa Türkiye İşçi Partisi (TİP) gibi sol-sosyalist çizgideki yapılarla birleşerek daha geniş bir “muhalif blok” mu oluşturacak?
- Yeni Bir “Çözüm” Arayışı mı?: Geçmişteki “çözüm süreci” atmosferini yeniden canlandırmaya yönelik stratejik hamleler, devletin kırmızı çizgileriyle ne kadar örtüşebilir?
- Toplumsal Reaksiyon: Anadolu’nun sessiz çoğunluğu, vatanın birliği konusunda taviz verilmesine nasıl tepki verecek?
"Tarihsel Hakikatler" ve Siyasal İstismar
HDP/DEM Parti kanadından Meclis’e sunulan “Tarihsel Hakikatler ve Yüzleşme İhtisas Komisyonu” kurulması, kayyum atamalarının iptali ve Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) kaldırılması gibi teklifler, partinin ajandasını gözler önüne seriyor. Bu tür öneriler, demokratikleşme kılıfı altında, devletin terörle mücadelesini zaafa uğratmayı hedefleyen birer siyasi manevra olarak değerlendiriliyor. Devletin terörle mücadelesi, sadece bir güvenlik meselesi değil, Cumhuriyetimizin temel varlık sebebidir.
Ermenek’ten Türkiye’ye: Vatanseverlik ve Kararlılık
Ermenek’ten Türkiye geneline uzanan bu bakış açısı, vatanın birliği ve dirliği konusunda tavizsiz bir duruşu temsil etmektedir. 15 Temmuz’da sergilenen milli birlik ruhunu bozmaya çalışan, kalleşliği maskeleyen hiçbir yapı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kararlılığı karşısında başarılı olamayacaktır.
Bizler, Karaman’ın bereketli topraklarında, bu vatanın evlatları olarak gerçekleri dile getirmekten hiçbir zaman geri durmadık. Hainin kılıfı ne olursa olsun, devletimizin bekası her şeyin üzerindedir. Unutulmamalıdır ki; bu vatanın evlatları susmaz, şehitlerin emaneti sahipsiz bırakılmaz. Devletimizin hukuk çerçevesinde yürüttüğü mücadele, milletimizin vicdanında karşılığını bulmaktadır. Bu devlete zarar vermeyi düşleyenler, tarihsel derslerden gerekli payı alacak ve Türkiye’nin yükselişini engelleyemeyeceklerdir.