TUTTURMUŞLAR HİZMET DİYE!
CAMİDE para toplanıyor, bu para (veya bir kısmı ile) lojman yaptırılıyor

TUTTURMUŞLAR HİZMET DİYE: GÖSTERİŞTEN GERÇEK MANEVİYATA UZANAN BİR SORGULAMA
Günümüzde "hizmet" kelimesi, maalesef içinden boşaltılmış, içi doldurulması gereken bir kavram olmaktan çıkıp, bireysel çıkarların ve şahsi reklamların kalkanı haline getirilmiştir. Özellikle Ermenek gibi samimiyetin ve kanaatin esas olduğu Anadolu topraklarında, halkın dini duygularının bu denli suiistimal edilmesi, vicdanları yaralamaktadır. Peki, gerçekten "hizmet" nedir? Camide toplanan paralarla yapılan lüks lojmanlar mı, yoksa şatafatlı otomobillerle dolaşan cemaat liderlerinin "hizmet" maskesiyle yürüttüğü şahsi şovlar mı?
Hizmetin Tanımı ve İslami Kriterler
Toplumda "hizmet" adı altında sunulan pek çok faaliyet, aslında özünde sadece birer reklam çalışması veya konfor arayışıdır. Bir camiye klima takılması veya kalorifer tesisatı yaptırılması elbette ihtiyaçtır; ancak bunun "İslami hizmet" başlığı altında büyük bir lütuf gibi sunulması, asıl hizmetin ne olduğunu perdelemektedir. Gerçek İslami hizmet, bir binanın duvarlarını süslemek değil, o binanın içinde bulunan insanın kalbini ve aklını imar etmektir.
İslami hizmetler, şahsi bir figürün şöhretine değil, ümmetin ıslahına odaklanmalıdır:
- Hidayet ve İtikad: İmanı olmayanların hidayeti ve mevcut Müslümanların itikadlarının korunması için verilen gayret.
- Eğitim ve Şuur: İbadetin özüne (namazın cemaatle kılınması gibi) dönülmesi ve Müslümanlarda ümmet bilincinin tesis edilmesi.
- Sosyal Adalet: Zekâtın, lüks harcamalara değil; açlık ve sefalet içinde kıvranan, ezilmiş, gerçekten ihtiyaç sahibi olan Müslümanlara ulaştırılması için kurumsallaşmak.
- Ahlaki İnşa: Bedevi kültürden medeniyet kültürüne geçişi sağlamak, fütüvvet teşkilatı gibi yardımlaşma ağları kurmak ve tefrikaları (ayrılıkları) bitirmek.
- Emr-i bi'l-Ma'ruf: İyiliği emredip kötülükten sakındırmak, din sömürüsüne karşı durmak ve toplumun her kesiminde barışı tesis etmek.
Şöhret Âfeti ve Hakikat Arayışı
İslam büyükleri, "Şöhret âfettir" diyerek, kendilerine paye biçilmesinden her zaman kaçınmışlardır. Abdülkadir Geylanî, İmam-ı Gazalî veya İmam-ı Rabbani gibi isimler, halkın parasıyla kendilerine saraylar veya lüks hayatlar inşa etmemişlerdir. Onların işi Allah iledir; kullardan bir ücret veya alkış beklemezler. Bugün ne yazık ki, dinin rehberliğini üstlendiğini iddia eden bazı çevrelerin, toplanan büyük meblağları kendi ünlerine ve konforlarına harcadığını üzülerek müşahede ediyoruz.
Ermenekli hemşehrilerimizden ve tüm Müslüman kardeşlerimizden beklentimiz; "akletmeleri" ve "sorgulamalarıdır". Paracıklarınızı, din sömürüsü yaparak şahsi ikbal peşinde koşanlara değil, gerçek ihtiyaç sahiplerine ve ümmetin geleceğine harcanacak yerlere kanalize edin.
İcraat ve Hizmet Paradoksu
Siyasal ve toplumsal alanda yapılan "hizmet" tanımları da bir o kadar düşündürücüdür. Bugün iktidar sahipleri tarafından "hizmet" olarak nitelendirilen birçok icraat, aslında toplumsal değerlerimizle taban tabana zıt sonuçlar doğurmaktadır. İçkili mekanların konumundan, eğitim sistemindeki manevi değerlerin törpülenmesine; yabancı güçlerle girilen BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) gibi süreçlerden, dini kurumların yapısının değiştirilmesine kadar pek çok uygulama, "hizmet" adı altında meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır.
Unutulmamalıdır ki:
- Hizmet, karşılıksız fedakârlıktır. Maaşını devletten alan, makam sahibi olan birinin yaptığı işi "ben çok büyük hizmet ettim" diyerek bir lütuf gibi sunması, halkın zekâsıyla alay etmektir.
- Müslüman, mazlumun yanında durandır. Zalimle işbirliği yapıp, bir yandan da "hizmet"ten bahsetmek, tarihin gördüğü en büyük çelişkilerden biridir.
- Yezid, Kerbela yolunda namaz molası vermişti; ancak bu, onun katliamına bir meşruiyet kazandırmadı. Önemli olan namaz kılıp kılmamak değil, "hak ve adalet" ekseninde bir duruş sergileyip sergilememektir.
Yunus Suresi 100. Ayet-i Kerime'de buyurulduğu üzere: "Allah’ın izni olmadıkça hiçbir kimse iman edemez. O, akıl etmeyenlerin üzerine pislik (azap/rezillik) yağdırır."
Değerli okurlar, kime hizmet edildiğine bakın. Taş döşenen yollara değil, gidilen yola bakın. Söylemlere değil, eylemlere ve sonuçlara bakın. İslam, birilerinin şahsi reklam aracı veya siyasi manevra alanı değildir. Gerçek hizmet, Allah rızası için, karşılık beklemeden ve sadece hakka hizmet ederek yapılır.
İlhami ETCİ