SEYCAN HEMŞİRENİN ÖLÜMÜNE SESSİZ KALANLAR
Daha yaşamının baharında bir insan hayatını kaybetti.Neden? Trafiğe açık olmaması gereken bir yol yüzünden.Ben bir gazeteci olarak zor da olsa her haberi yapmak zorundayım.Yaptığım haberlerde yanlışı her zaman belirttim.Kimseden çekinmedim. Ömrüm mahkemelerde geçti. Yanlışa asla boyun eğmedim.Eğilmedim.Makam sahibi oldum o koltuğa asla ihanet etmedi

Seycan Hemşirenin Ardından: İhmal Edilen Gerçekler ve Sorumluluk Çağrısı
Ermenek, yakın zamanda yürek burkan bir kayıpla sarsıldı. Hayatının baharında olan, topluma hizmet etme gayesiyle çalışan Seycan Hemşire, yaşanan elim bir trafik kazası sonucu aramızdan ayrıldı. Bir gazeteci olarak, meslek hayatım boyunca doğruları savunmanın, adaletin sesi olmanın ve yanlışın karşısında durmanın sorumluluğunu taşıdım. Ömrüm mahkeme salonlarında, gerçeklerin peşinde geçti. Ancak bu kez, karşı karşıya olduğumuz durum sadece bir "kaza" olarak nitelendirilemeyecek kadar vahim bir ihmaller zinciridir.
İhmaller Zinciri ve Trafiğe Açık "Ölüm Yolu"
Seycan Hemşire'yi şahsen tanıma fırsatım olmadı, ancak vefatının ardından yaptığım araştırmalar, onun ne kadar değerli bir insan olduğunu ortaya koydu. Kazanın gerçekleştiği yolun teknik durumu, trafik güvenliği açısından büyük soru işaretleri barındırıyor. Trafiğe açık olmaması gereken bir noktada meydana gelen bu olay, aslında göz göre göre gelen bir ihmalin kurbanıdır. Ulusal basına da taşıdığım bu konuyla ilgili olarak şu temel gerçeklerin altını çizmek gerekiyor:
- Güvenlik Zafiyeti: Kazanın meydana geldiği yol, gerekli trafik ve güvenlik önlemleri alınmadan kullanıma açık tutulmaya devam edilmektedir.
- Sorumluluk Bilinci: İdari makamlar ve yetkili kurumlar, "kader" diyerek sorumluluktan kaçmak yerine, altyapıdaki eksiklikleri gidermekle yükümlüdür.
- Denetim Eksikliği: Bölgedeki ulaşım ağlarının standartlara uygunluğu, ilgili kurumlarca ivedilikle gözden geçirilmelidir.
Sessizlik Kültürü ve Adalet Arayışı
Yaşanan bu acı olaydan sonra, yerel ve bölgesel düzeyde dikkat çeken en büyük sorun, yetkililerin sessizliğidir. Ermenek Devlet Hastanesi yönetimi, Belediye Başkanı, Karayolları Şube Müdürü ve bölge siyasetçileri, sadece taziye mesajları yayımlamakla yetinmiştir. Oysa toplum, "Fatiha" okumanın ötesinde, bu kazaya sebebiyet veren ihmallerin sorumlularının hesap vermesini beklemektedir.
Neden Kimse Sorumluluğu Üstlenmiyor?
Herkes ölene rahmet okuyor, ancak kimse "Bu yol neden güvenli değil?" veya "Bu ihmalin sorumlusu kim?" diye sormuyor. Ölüler konuşamaz, haklarını arayamazlar; ancak geride kalanlar için adalet arayışı bir vicdan borcudur. Karaman basınının da bu vahim ihmal karşısında sessiz kalması, gazetecilik etiği ve kamu yararı açısından düşündürücüdür. Bir gazeteci olarak şu soruları sormaya devam edeceğim:
- Kazanın gerçekleştiği yolun trafiğe kapatılması için daha kaç canın gitmesi gerekiyor?
- İlgili kurumlar, kaza sonrası bölgede hangi teknik iyileştirmeleri yapmıştır?
- Siyasi ve idari otoriteler, neden bu ihmal zincirini görmezden gelmeyi tercih ediyor?
Son Söz: Adalet Yerini Bulana Dek
Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bu süreçte gereken hukuki adımları atacağına olan inancım tamdır. Seycan Hemşire'nin hakkını aramak, sadece ailesinin değil, bu toplumun vicdan sahibi her ferdinin görevidir. Ben, görevim gereği bu işin takipçisi olmaya devam edeceğim. Sessiz kalmak, bir sonraki ihmalin suç ortağı olmaktır. Seycan Hemşire'nin mekanı cennet olsun; ancak bilinmelidir ki, bu ihmalin sorumluları hesap verene kadar susmayacağız.