AYI TİLKİ VE KAPLUMBAĞA ORTAKLIĞI
Bizim Fabl Örneklerinden Adil Bir Hasat Paylaşımı Masalı (Ermenek - Güneyyurt) Pınargözü mahallemizin mülkü olan Gölcük’te ekim dikime, orman el koyduktan sonra ara verilir. Artık burada insanlara yasak olan ekim - dikim hayvanlarca sürdürülür. Ayı, tilki ve kaplumbağa bir araya gelerek Gölcük’ü beraber ekmeye karar verirler. Bir güz günü birisi övendireyi eline alır, diğer ikisini de boyunduruğa koşarak “deh der!” ve bir uçtan öbür uca vara gele elli d

Ermenek’in Kadim Kültüründen Bir Ders: Ayı, Tilki ve Kaplumbağa Masalı
Karaman’ın Ermenek ilçesi, sadece Toroslar’ın zirvelerindeki eşsiz doğasıyla değil, aynı zamanda binlerce yıllık bir sözlü geleneğin taşıyıcısı olan kültürel mirasıyla da dikkat çeker. Özellikle Güneyyurt beldesi ve çevresi, nesilden nesile aktarılan fabllar, masallar ve kıssadan hisse hikâyelerle örülü zengin bir hafızaya sahiptir. Pınargözü mahallemizin sınırları içerisinde yer alan ve bölge halkının belleğinde özel bir yeri olan Gölcük mevkii, bugün sadece florasıyla değil, aynı zamanda adalet ve hak paylaşımı üzerine düşündüren kadim bir fabla ev sahipliği yapmasıyla da kıymetlidir. Orman idaresinin koruması altına giren ve insan müdahalesinden ziyade doğanın kendi döngüsüne bırakılan bu alan, bizlere emeğin kutsallığını hatırlatan bir anlatıyı saklamaktadır.
İmece Usulü ve Emek Çelişkisi: Hasat Zamanı
Rivayet o ki; bir dönem ayı, tilki ve kaplumbağa bir araya gelerek Gölcük’te ortaklaşa tarım yapmaya karar verirler. Ermenek’in bereketli topraklarında, geleneksel tarım yöntemleriyle elli dönümlük bir arazide buğday üretimine girişirler. Ancak masalın en can alıcı noktası, iş hasat zamanına geldiğinde ortaya çıkan "kurnazlık ve emek" ayrımıdır. Hayatın her döneminde karşılaştığımız, çalışan ile yan gelip yatan arasındaki o derin uçurum, bu masalda karakterler üzerinden şöyle şekillenir:
- Tilki: "Sel kayası göçer, ekinimizi mahveder" diyerek sorumluluktan kaçar ve gölgede dinlenmeyi seçer.
- Ayı: "Göksu deresi coşar, harmanımızı götürür" bahanesiyle ininin serinliğine sığınır, çalışmayı reddeder.
- Kaplumbağa: İtiraz etmeden, büyük bir sabırla ve Ermenek insanının o meşhur azmiyle tarlayı sürer, ekinleri biçer, harmana yığar ve buğdayı, samanı ve kesmiği titizlikle ayırır.
Adalet Arayışı: Kurnazlığa Karşı Sabır
Hasat sonunda ortaya çıkan mahsulü paylaşma vakti geldiğinde, kurnazlık peşindeki ayı ve tilki için yeni bir hile kapısı açılır. Kaplumbağanın tüm emeğini gasp etmek isteyen ikili, önce bir yarış düzenleyerek kaplumbağayı saf dışı bırakmaya çalışırlar. Ancak Gabardıç mevkiinde uykularına yenik düşen tilki ve ayı, kaplumbağanın azimli ve durmak bilmeyen yürüyüşü karşısında mağlup olurlar. Yarışı kaybetmeyi kabullenemeyen ikili, bu kez "en yaşlı olanın mahsulü alacağı" kuralını öne sürerek son bir hileye başvururlar.
"Hak Yerini Bulur": Ermenek’in Bilgece Cevabı
Yaşlılık tartışması, masalın zirve noktasıdır. Tilki kendisini iki yüz yaşında ilan ederek hileli bir üstünlük kurmaya çalışır; ayı ise Nuh Tufanı'na kadar uzanan abartılı ve gerçekdışı bir geçmiş anlatır. Ancak kaplumbağanın verdiği cevap, sadece bir masal repliği değil, aynı zamanda haklının haksız karşısındaki vakur duruşunun bir simgesidir:
"Bel Kabil, Habil’i öldürürken yanlarındaydım, onu hatırladım da ondan ağlarım."
Bu bilgece ve ironik cevap karşısında, hilekârların sığınacak bir bahanesi kalmaz. Emeğin sahibi olan kaplumbağa, hakkı olan buğdayı alırken; hileyle kolaya kaçan ayı samana, tilki ise kesmiğe razı olur. Ermenek'in bu kadim hikâyesi, günümüzde hâlâ geçerliliğini koruyan şu dersi verir: Emek veren, sabreden ve dürüst olan; hilekârın oyununu her zaman bozacak bir hakikate sahiptir.
Kültürel Mirasımıza Sahip Çıkalım
Ermenek ve çevresinin bu tür hikâyeleri, bölge insanının dünyaya bakışını, adalet anlayışını ve çalışma disiplinini yansıtan birer aynadır. Bu değerlerin unutulmaması, gelecek nesillere aktarılması için "ErmenekinSesi" olarak bu kültürel mirası yaşatmaya devam edeceğiz. Siz de bölgenize dair, büyüklerinizden dinlediğiniz unutulmaya yüz tutmuş masalları, anıları veya yerel bilgileri bizimle paylaşarak kültürümüzün canlı kalmasına katkıda bulunabilirsiniz.
Unutmayın; toprak hafızadır, hikâyeler ise o toprağın ruhudur.