Ermenek'ten İstanbul'a Gönderilen Kesikbaşlar!
1610’da Karaman - Ermenek’ten İstanbul'a Başları Gönderilen Eşkıya Kimlerdi? Ermenek Kalesini Basıp Halkı Rencide eden Eşkıyanın Kellelerini İsteyen Padişah Kimdi? Bu padişah Yöre Halkının Huzuru İçin Ermenek Kadısına Neler Söyledi? Tarih boyunca hem en tenha bir sığınma yeri hem de mazlumlara zulüm yerlerinden biri olan Kilikya’nın kayalık yerleri tarih boyuncaTaşlık Kilikya, Sengistan ve Taş İli adını almıştır. Bu şekavet hareketlerinin en sonuncusu 192

Ermenek'ten İstanbul'a Gönderilen Kesikbaşlar: 1610 Yılında Taşeli'nde Adalet Arayışı
Tarih boyunca hem ulaşılması güç, tenha bir sığınak hem de mazlumların zulüm gördüğü bir coğrafya olan Taşlık Kilikya, diğer adıyla Taş İli, bugün Ermenek ve çevresini kapsayan kadim bir yerleşim yeridir. Bu bölge, derin kanyonları ve sarp kayalıklarıyla tarih boyunca pek çok "şekavet" (eşkıyalık) hareketine sahne olmuştur. 1921 yılındaki Kurtuluş Savaşı dönemi baskınlarına kadar uzanan bu huzursuzluklar, Osmanlı arşivlerinin derinliklerinde saklı kalan çarpıcı belgelerle gün yüzüne çıkmaktadır.
Taşeli'nde Eşkıyalık ve Osmanlı Arşivleri
Taşeli yöresinde eli silah tutan haydutların halka uyguladığı zulümler, sadece İslamiyet sonrası dönemle sınırlı değildir. Kayalıklardaki insan eliyle oyulmuş inlerin bir kısmı mazlumların sığınağı olurken, bir kısmı da halkın malına, canına ve ırzına tasallut eden eşkıyaların yuvası olmuştur. Osmanlı döneminde ise bu durum, devletin merkezi otoritesini koruma çabasıyla resmi kayıtlara geçmiştir. Özellikle padişah fermanlarının yer aldığı Mühimme Defterleri, bölgedeki idari yapının ve güvenliğin nasıl tesis edildiğine dair en somut delilleri sunmaktadır.
Yakın zamanda incelenen 900 sayfalık bir Mühimme Defteri, 1610 yılına ait "İçil (İçel) Ermenek'ten İstanbul'a gönderilen kesikbaşlar" vakasını gün yüzüne çıkarmıştır. Bu belge, Osmanlı'nın bölgedeki asayişi sağlamak için gösterdiği kararlılığı ve Ermenek Kalesi'ni işgal eden eşkıyaların akıbetini gözler önüne sermektedir.
1610 Yılında Ermenek Kalesi'nde Neler Yaşandı?
Sultan I. Ahmet dönemine denk gelen bu olayda, Anamurlu Münir adlı eşkıya başının liderliğindeki bir grup, Ermenek Kalesi'ni basarak halka büyük bir zulüm uygulamıştır. Devletin bölgedeki huzuru sağlamak adına gönderdiği emir üzerine, kale eşkıyalardan temizlenmiş ve halka zulmeden şakilerin başları kesilerek İstanbul'daki Payitaht'a gönderilmiştir.
Arşiv belgesinde ismi geçen ve İstanbul'a gönderilen eşkıyalar şunlardır:
- Ermenekli Hızır Bölükbaşı: Bölgedeki baskınların yerel destekçilerinden biri.
- Subaşı oğlu Mehmet: Selendi (günümüz Gazipaşa) bölgesinden katılan şaki.
- Giriz Bölükbaşı: Yine Selendi (Gazipaşa) kökenli bir diğer eşkıya başı.
- Anamurlu Münir: Tüm bu çetenin lideri ve baskınların azmettiricisi.
Padişah I. Ahmet'in İçil Kadısına Fermanı
Sultan I. Ahmet, İçil kadısına gönderdiği fermanla, bölgede asayişin yeniden tesis edilmesi hususunda sert ve kararlı bir tutum sergilemiştir. Padişah, fermanında şu ifadelere yer vermiştir:
"Bundan sonra o bölgede fitne ve fesat çıkaran eşkıyaya asla meydan verme. Halkın ve tebaanın huzur ve güvenliğini sağla. Bundan sonraki süreçte halkın istirahatini (huzurunu) temin etmek için üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getir."
Tarihten Günümüze Çıkarılacak Dersler
Bu belge, sadece bir "kelle gönderme" olayını değil, devletin uzak taşra bölgelerinde yaşayan vatandaşının huzurunu korumak için aldığı sıkı tedbirleri de göstermektedir. Ermenek ve Taşeli yöresi, tarih boyunca bu tür zorlu sınavlardan geçmiştir. Günümüzde bu bölge, tarihsel huzurunu korumuş ve kültürel zenginliğiyle Anadolu'nun en güvenli bölgelerinden biri haline gelmiştir.
Kaynak: BOA A_DVNSMHM_00078_00010