Eski Türk Boylarında Ayak Topu Oyunları
Orta Asya Türkleri ile ilgili “LA TARTARİE” adlı Fransızca eserde, TSANG kentinde, kız ve erkeklerden kurulu takımların ayak topu oynadıkları; bu meraklı ve heyecanlı oyunu izleyen Hiuan adlı bir Çinlinin şunları anlattığı yazılıdır: “... Büyük mabetlerde sık sık ayak topu müsabakaları yapılır. Bu oyunda topa elle dokunulama

Modern Futbolun Atası: Eski Türk Boylarında "Tepük" Oyunu ve Tarihsel Kökenleri
Yazan: Şerafettin GÜÇ – Karamanoğulları Tarihi Araştırmacısı ve Eğitimci Yazar
Günümüzde dünya genelinde milyarlarca insanı peşinden sürükleyen futbolun kökenleri üzerine yapılan araştırmalar, bu sporun modern kurallarının İngiltere'de şekillendiği bilgisini verse de, oyunun temelindeki "ayakla topa hükmetme" disiplininin çok daha eski bir kültürel mirasa dayandığını gösteriyor. Özellikle Orta Asya Türk kültüründe yüzyıllar boyu oynanan "Tepük" oyunu, modern futbolun kadim bir habercisi olarak kabul edilebilir.
"La Tartarie" ve Orta Asya’da Futbolun İlk İzleri
Orta Asya Türklerinin yaşam biçimini ve kültürel dokusunu inceleyen Fransızca eser "La Tartarie", Tsang kentinde oynanan bir oyuna dair dikkat çekici detaylar sunar. Eserde, kız ve erkeklerden kurulu takımların büyük bir coşkuyla oynadığı bu oyunu izleyen Hiuan adlı bir Çinli gözlemcinin aktardıkları, günümüz futbol kurallarıyla şaşırtıcı benzerlikler taşır:
“Büyük mabetlerde sık sık ayak topu müsabakaları yapılır. Bu oyunda topa elle dokunulamaz. Ya ayakla, ya da başla vurulur ve böylece topu hasım kaleden içeri sokmak için uğraş verilir.”
Divan-ı Lügat-it Türk’te Bir Kültür Mirası: Tepük
Türk dilinin ve kültürünün en önemli kaynaklarından biri olan Kaşgarlı Mahmud’un 1072-1074 yılları arasında kaleme aldığı "Divan-ı Lügat-it Türk", "Tepük" oyununun en somut kanıtıdır. Eserin ilk cildinin 323. sayfasında geçen bilgiler, Türk boylarının bu oyunu sadece bir eğlence değil, bir yetenek ve çeviklik gösterisi olarak gördüğünü kanıtlar.
Eski Türkler, "Tepük"ü belirli aralıklarla yere dikilen mızrakların arasından topu ayakla vurarak geçirme esasına göre oynarlardı. Bu oyun, sadece bir top oyunu değil, aynı zamanda Türklerin askeri disiplinlerini ve takım ruhunu geliştiren bir sosyal aktiviteydi.
Hitay-ı Name ve Timur Döneminde Askeri Talim
Seyyid Ali Ekber’in "Hitay-ı Name" adlı eserinde, topun sığır kursağından yapıldığı ve kuralların oldukça katı olduğu belirtilir. Metinde geçen "Elin ol topa değdirmeye" ifadesi, oyunun modern futbolun "elle oynamama" kuralıyla olan doğrudan akrabalığını gözler önüne serer.
Ayasofya Kütüphanesi’nde 3029 numarada kayıtlı "Tarih-i Timur" eseri ise oyunun askeri boyutuna ışık tutar. Büyük komutan Timur’un, askerlerinin çevikliğini ve dayanıklılığını artırmak amacıyla "Tepük" oyununu bir talim yöntemi olarak teşvik ettiği kaydedilmektedir. İçi hava dolu kuzu postundan yapılan toplarla oynanan bu oyun, bozkır kültürünün dinamizmiyle birleşerek nesilden nesile aktarılmıştır.
Sonuç: Tepük’ten Günümüze Uzanan Köprü
Ermenek ve Karaman coğrafyasında, Karamanoğulları'nın kültürel mirasını araştıran bir yazar olarak vurgulamalıyım ki; "Tepük" kelimesi, Türkçedeki "tepmek" fiilinden türetilmiştir. Türklerin topa sadece ayakla vurarak bu ismi vermeleri, oyunun özgünlüğünü ve Türk kültüründeki yerini tescil etmektedir.
Bu belgeler, futbolun sadece Batı'nın bir icadı olmadığını, insanlık tarihinin ortak mirasında Türk boylarının bu oyuna "Tepük" adıyla yüzyıllar öncesinden katkı sağladığını kanıtlamaktadır. Bugün stadyumlarda izlediğimiz modern futbol, aslında geçmişin tozlu sayfalarında, Orta Asya’nın uçsuz bucaksız bozkırlarında mızrakların arasından geçirilen o meşin topların modern bir devamıdır.