HERKES DONKİŞOT OLAMAZ
DON KİŞOT OLMAK KOLAY DEĞİL Her insan bu romanı/hikâyeyi okumalı; idareci pozisyonunda olanlar, özellikle de yerel yöneticiler iki kere okumalılar. O, “deli, uçuk” bildiğimiz Don Kişot, hayali sevgilisinden daha güzel bir kadın olduğunu asla kabul etmeyen ve sabahları evinden dünyadaki kötülüklerle savaşmayı amaç edinerek çıkan o çılgın adam. <!-

HERKES DON KİŞOT OLAMAZ: YEL DEĞİRMENLERİNDEN GÜNÜMÜZE BİR HİKMET YOLCULUĞU
Cervantes’in ölümsüz eseri Don Kişot, sadece bir roman değil, insan ruhunun derinliklerine tutulmuş devasa bir aynadır. İdareci pozisyonunda olanlar, yerel yönetimlerde sorumluluk üstlenenler, sivil toplumda kanaat önderliği yapanlar ve aslında hayatın içinde bir "dava" güden herkesin bu eseri başucu kitabı yapması gerekir. Peki, neden? Çünkü Don Kişot olmak, sadece hayal dünyasında yaşamak değil, aynı zamanda gerçeklerle idealler arasındaki o ince, kırılgan çizgide yürümektir.
Don Kişot: Bir İdealistin Çıkmazı
Hikâyenin merkezindeki Alonso Quijano, okuduğu şövalyelik kitaplarının etkisiyle dünyayı değiştirebileceğine inanan yaşlı ve çelimsiz bir adamdır. O, kendi doğrularından taviz vermeyen, hayali sevgilisi Dulcinea’yı dünyadaki en güzel kadın olarak gören ve kötülükle savaşmayı kendine görev edinen bir "çılgın"dır. Ancak onun bu "çılgınlığı", aslında her birimizin içinde saklı olan o bitmek bilmeyen "bir şeyleri düzeltme" arzusunun bir yansımasıdır.
Eserde Öne Çıkan Karakterler ve Arketipsel Rolleri:
- Sancho Panza: Don Kişot’un pragmatik ve dünyevi yanını temsil eder. Okuma yazma bilmez ama hayat tecrübesi ve deyimlerle dolu dünyasıyla "halkın sağduyusunu" yansıtır. Onun sadakati, genellikle bir "ada valiliği" beklentisi gibi somut vaatlere dayansa da, zamanla Don Kişot ile kurduğu bağ derinleşir.
- Papaz Perez ve Berber Master Nicolas: Onlar, toplumsal düzenin ve aklın temsilcileridir. Don Kişot’u bu "tehlikeli" hayallerinden vazgeçirip köye, yani gerçek hayata döndürmeye çalışırlar. Bu, bir toplumun kendi "aykırı" bireylerine bakışını simgeler.
- Sanson Carrasco: Bilgiyle ve zekâyla donatılmış, ancak Don Kişot’un dünyasını anlamlandırmakta zorlanan genç nesli temsil eder.
Ermenek’ten İspanya’ya: Yel Değirmenleri Her Yerde Aynı
Ermenek’in dik yamaçlarında, yaylalarında veya Taşeli’nin kadim topraklarında yaşarken; bazen bizler de kendimizi Don Kişot gibi hissetmiyor muyuz? Kendi "yel değirmenlerimiz" yok mu? Bazen bir siyasi görüşü, bazen bir futbol takımını, bazen de bir mahalle aidiyetini devasa bir şövalye zırhıyla savunmuyor muyuz?
Don Kişot, yel değirmenlerini dev sanıp onlara saldırdığında sadece fiziksel bir zarar görmez, aynı zamanda toplumsal bir "gülünçlük" objesine dönüşür. Ancak romanın sonunda, o yatağında huzurla ölürken gerçekleri idrak etmesi, aslında hepimizin hayatın sonunda yüzleşeceği o "gerçeklik anı"dır. Bizler de ömrümüzü, aslında birer su değirmeni olan, ancak bizim dev sandığımız hedefler uğruna harcıyor olabilir miyiz?
Modern İnsanın Don Kişot’luğu
Bugün sosyal medya çağında, herkes kendi "Dulcinea"sını yaratıyor. Olduğumuzdan daha farklı, daha idealize edilmiş, daha "şövalye" bir profil çizmeye çalışıyoruz. Oysa gerçek, Don Kişot’un dediği gibi, "gözümüzün gördüğü mü yoksa karşımızda duran mı?" sorusunda gizlidir.
İdarecilerimiz için en büyük ders şudur: Bir şehri yönetirken, bir projeyi hayata geçirirken, gerçek yel değirmenlerini (sorunları) dev canavarlar sanıp enerjinizi boşa mı harcıyorsunuz, yoksa halkın (Sancho Panza’nın) sağduyusuna kulak verip, gerçekçi çözümler mi üretiyorsunuz? Kendini tanımak, öküze özenen kurbağa gibi şişinmekten kurtulmaktır.
Kendinize Dönün
Sokrates’in dediği gibi, "Sorgulanmamış bir hayat yaşanmaya değmez." Don Kişot, romanın sonunda köyüne döndüğünde bir hiç uğruna çabaladığını anlar. Peki, bizler hayatımızın sonunda neyi "hiç" olarak göreceğiz?
Ermenek’in dinginliğinde, kendi iç sesinizi dinlerken şu soruyu sorun: "Benim yel değirmenim hangisi?" Eğer cevabınız dürüstse, o zaman gerçek bir şövalye olmaya bir adım daha yaklaşmışsınız demektir. Çünkü gerçek şövalyelik, kılıç sallamakta değil, kendi içindeki "nefsi" ile girdiği o zorlu mücadeleyi kazanmaktadır.
"Gözlerini kendine çevirip kendi kendini tanımaya çalış; varılması en zor olan bilgi budur."
Şerafettin GÜÇ
Eleştirmen/Alıntı
Not: Bu metin, Mehmet Fatih Gerçel’in Don Kişot üzerine yaptığı kıymetli analizlerden esinlenerek, yerel değerler ve evrensel insani meseleler ışığında yeniden derlenmiştir.