İki Dede Bir Torun
İki seneden fazla oldu. Orta Toros Dağlarının içinde bir köşeye sıkışmış beldeye geleli. Kalsam kalsam altı ay, hadi sekiz diyelim. Dedim. Yiğit adıyla sanıyla lakabıyla anılır. Yiğit gurbete gitse gör başına neler gelir boşuna denmemiş. Bir yiğit gurbete gitse Gör başına neler gelir Garip sılayı andıkça Yaş gözüne dolar gelir Dadaloğlu’nun “F

Bir yiğit gurbete gitse
Gör başına neler gelir
Garip sılayı andıkça
Yaş gözüne dolar gelir
“Ferman padişahınsa, dağlar bizimdir!”
Dediğini gönlünde hissettikten sonra kendisini dağ, bayır, orman demeden gezenlerdenim. Boşuna gezmem, boşuna kürek çekmem, dolu gidip boş gelmem. Giderken götürür dönüşte alır gelirim. Çok iddialıyım bu konuda. Yarınlar için hesap yapmayanlardanım. Ama hayallerimden de vazgeçmem. Ezelden beri insanlar, gerçek ama olağanüstü olaylara dair hikâyeler anlatmışlardır. Bunlar genelde dinlerle yayılan hikâyelerdir. Muhtemel olmayan durumları anlatırlar ve neredeyse her zaman iyileştirici mucizelerden söz ederler. Budizm gibi en öze dönüşlü dinler bile böyle hikâyelere sahiptir. Bunlardan bir kısmında ışınlanma, hayaletler, ortadan kaybolmalar, geleceğe dair mesajlar, kıyamet haberleri ve saire vardır.- “Akıl süsü dil, dil süsü sözdür. İnsanın süsü yüz, yüzün süsü gözdür. İnsan sözünü dili ile söyler; sözü iyi olursa, yüzü parlar.” Yusuf Has Haci