Yılandan Korkmam Yalandan Korktuğum Kadar!
Bir insan yalan söyler ama yalan sayıklamaz diye biliyorduk biz eskiden, sonra anladık ki bir insanın hayatı yalansa her şeyi yalan olabiliyormuş! Yalansız dolansız bir geçide kimse yanaşmıyormuş! Tamamen yalanlardan oluşmuş bir hayat asla dürüst olamıyormuş! Sonra yine anladık ki; ‘yılandan korkmam yalandan korktuğum kadar’ diyenler, yılandan çok korkuyormuş ve yalanı da çok seviyormuş ve bu söz de bir yalanmış. Yalan kendi etrafında bir dünya örmüş. İnsanlık yalana teslim olmuş ve yılandan

Ben Anadolu çocuğuyum,
- Biraz da deli dolu.
Kızdı mı, dünyaya yakarca bakan,
- Sevdi mi, içinde ormanlar yanan.
Tek tabanca, yalansız çıkmış yıllardan,
- Yılandan korkmam yalandan korktuğum kadar.
- Benim bu âleme aklım ermiyor.
Asla iğne olmaktan da korkmam, yılandan korkmadığım gibi. Gel gelelim arkadaş senden korktum. Nasıl kaynattın öğle kazanlarca bulguru da değiştiriverdin YELLİBEL adını. Kaynattığın bulgur kuru yavanda yenmez. Fındık Fıstık Ceviz yok muydu yanında. Hadi birde çeşmenin başında bulguru kaynattık de olsun bitsin.
Seni artık o kadar yakından tanıyorum ki sorma gitsin. Yalan söyleyeceğin zaman ortaya bir laf atıyorsun geri çekiliyorsun. Bakalım insanlar bu konuda ne diyecekler diye sinsice köşende bekliyorsun. Nedeni ne olursa olsun, niyetiniz ne olursa olsun, kalp kırmak, kafa karıştırmak ve güven kaybetmekten başka bir iş yapmıyorsunuz bilesiniz bibah ağabey.
Diyorsun ki; “Bu konuyu bir düşünelim.” – “Biz Nure Sofi'yi orada yaşatamayız.” – Tarihe mal olmuş, bütün tapu kayıtlarında ve vakıf senetlerinde adı geçen “Sultan Alanı” – “Teke Çatı” gibi yerlerin isimlerinin değiştirilmesini bir düşünelim. Bunun gibi yaptığın gaflar diz boyunu aştı. Birileri bunu sana ve topluma anlatmalı artık. Bu da benim herhalde. Başkaları var mı bilmiyorum.
Bir toplumun DNA yapısını bozacaksan, kendisinin adını değiştir gitsin. Bugün ile yarını bir birinden koparmak istersen, sokak mahalle isimlerini değiştir gitsin. Toplumun inanç bağlarını koparmak istersen, tarihine mal olmuş isimleri değiştir gitsin. Bir toplumun kültürünü değiştirmek istersen şarkı, türkü sözlerini değiştir gitsin. Daha örnekler çoğalabilir. Senin yaptığın ve yapmaya çalıştığın gibi. Bu saatten sonra Anadolu çocuğu yemez bibah ağabey haberin olsun.
Sen kimsin? Bu yetkiyi hangi resmi kurum verdi? Etrafına üç beş şakşakçı toplamışsın, zavallı insanlarında hiçbir şeyden haberi yok. Beni iyi dinle, kulağını iyi aç. Güneş balçıkla sıvanmaz bilesin. Köşe taşları daima yerinde ağırdır bilesin.
Sanat ve tarih; ırk, cinsiyet, milliyet, din ve siyasi görüşleri ayıran değil tam aksine birleştirendir. El emeği göz nuru güzel Türkçemizde bir deyim vardır. Anlamı çok büyük. Bunu senin gibi anlamayanlara anlatamazsınız. Benim beynimde "boş verin" diye bir cümle kurulmasına yer yok. Asla boş vermem. (Şahsi fikrim) Biliyorsunuz bazı cümleler yerlerine vida gibi sokulur, bazen de çivi gibi çakılır. Yerine göre her ikisini de kullananlardanım bibah ağabey haberin olsun.
Biraz da işin tarihi kayıtlarını inceleyelim. Arşivler buraları nasıl kayıt altına almış.
Yellibeli Geçidi (Tarihte ki adı Gökgeçit )
İç Anadolu bölgesinde yer almakta olup, Karaman iline bağlıdır. Yellibeli Geçidi bağlı olduğu Karaman iline 50 kilometre mesafe uzaklıktadır. Yellibeli Geçidi haritası konumu 36.8011 enlem ve 32.9169 boylam olarak haritada gösterilmektedir. Karamanoğulları Tarihinde çok önemli bir yeri olan bu geçit Evliya Çelebinin Seyahatnamesinin 9 ncu cildinde kısaca şöyle bahsedilir;Tekeçatı Aykadın Suyu/Nehri Aykadın
“Aladağdan (Yellibel) gelip Silifke yakınlarında Akdenize (dökülen Göksu ırmağına Narlıca altında) karışır. Bu nehri (Tekeçatında ki)tek gözlü köprüden geçtikten sonra Aykadın hanına varılır. Aykadın hanı içine 500 atlı misafirin sığabildiği büyük bir mağaradır. Mağaranın ağzına kemerli bir kapı yaparak han yapılmıştır. Buradan çıktıktan sonra, etrafı yalçın kayalarla ve şahin yuvalarıyla çevrili yolları geçtikten sonra Kamış boğazına vardık.”
Telli Bel Ve Gelendi Hanı/Yellibel İhsaniye
“Allaha sığınırız! Hiçbir güvenliği olmayan yollardır. Bu arada hiç köy ve belde yoktur. Orman ve araları karlı koca kayalar arasında dokuz saat gittikten sonra Ardıçlı ve Çamlı bir dere içinde Keyhusrev yapısı, Gelendi Hanına (İhsaniye) vardık. Akşam olunca bu küçük hanın kapılarını kapattık ve hizmetçilerimle beraber silahlanmış bir halde hiç uyumadan sabahladık.” Demektedir. Şikari’nin Karamannamesi adlı eserinde de yöre hakkında geniş bilgi verilmekte olup Fatih Sultan II Mehmet’in komutanı Gedik Ahmet Paşa ile olan savaşın Yellibel’de başlayıp Ermenek Sultan Alanı Keben başında ve son olarak da Ermenek Görmel Köyünün yukarısında ki Mennan Kalesinde üç yıl savaştıkları bildirilmektedir. Sonuçta Ermenek Emiri Karamanoğlu Pir Ahmet Bey’in yenilgisi ile (1476-1478) Pir Ahmet Bey’in bayrağı, alemi, karısı iki kızı ve hazinesi Osmanlı kuvvetlerince İstanbul’a götürülmüştür. Bunları iyi belle bibah ağabey. Sen bu kadar tarihi geçmişi olan bir yeri neden ve ne maksatla değiştirmeye kalktın? Bir yerin isminin değiştirilmemesi 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, kültür mirasını muhafaza altına almış ve Osmanlı vakıflarından günümüze intikal etmiş yerlerin isimleri asla değiştirilmez. Bunları bildiğin halde sen ney yaptın bibah ağabey.Sosyal medya şahsi sayfanızda diyorsunuz ki;
[(Balkusan'dayım. Akşamüstü biraz daha yükseğe çıkıp seyreyledim.KARAMAN BEY GEÇİDİ. Eski adı YELLİ BEL
(Bel, dağ silsilesi içinde geçilebilecek tek yer ama şartları çok zor bir geçit yeri). 2001 Yılında, Yelli Bel adının Karaman Bey Geçidi olarak değiştirilmesini istedim. Valilik Makamına dilekçe ile başvurdum. Dönemin Karaman Valisi Sayın, Ali Akan, isteğime sıcak baktı ve 2001 yılının Ağustos ayında yöre halkının da katıldığı bir açılış töreni ile tarihi Yelli Bel'in adı resmen KARAMAN BEY GEÇİDİ oldu.)]