Aşura Ve Muharrem Ayı

13 Ekim 2016 Cumartesi günü Hicri 1437 yılına girmiş bulunuyoruz. 

Hicri Yılın ilk ayı Muharrem ayıdır.

Bu vesile ile tüm okuyucularımızın Hicri 1437. Yılını tebrik ederim.

Müslüman ve Hanif kardeşlerimize hayırlı olsun.

“MUHARREM” KELİMESİNİN ANLAMI: Ziyade hürmetli olan demektir.Muharrem ayı “eşhuru-hurum

Yani Allah katında haram olan aylardandır. Ayrıca Muharrem ayı hicri yılbaşı ,yani senenin ilk ayıdır.

Muharrem ayında, Kerbela’da yaşanan acılar hatırlanarak kimsenin ağlamamasına özen gösterilir.

Eğlenceden uzak durulmaya çalışılır, düğün nişan töreni yapılmaz. 

Kerbela katliamı adına matem orucu tutularak aşure kaynatılır.

Aşure, Arabi aylardaki ilk ay olan muharremin 10. günü anlamına gelir.

Her yıl kurban bayramının takip eden 21. günde oruca başlanır;

12. günün sonunda aşure pişer. Nuh peygamberle başlayan aşure geleneği

12 imama ithafen dağıtılır buna da 12 imam aşuresi derler.

Muharrem ayının 10. günü kutlanan Aşure günü bu yıl 3 Kasım tarihine denk geliyor. 

3 Kasım tarihine denk gelen Aşure gününe dair bir çok farklı dini hikaye ve dini anlam bulunuyor.

Sadece İslam değil diğer dinlerde de aşureye bir çok farklı anlam yükleniyor.

 

Boşa Lokma Yoktur; ERENLERİN SOFRASINDA

Her Lokma Haktır; ERENLERİN SOFRASINDA

 

Aşura/Aşure nedir?

Aşure, Arabi aylardaki ilk ay olan muharremin 10. günü anlamına gelir.

Her yıl kurban bayramının takip eden 21. günde oruca başlanır; 1

2. günün sonunda aşure pişer. Nuh peygamberle başlayan aşure geleneği

12 imama ithafen dağıtılır buna da 12 imam aşuresi derler.

Arapça ‘aşara' kelimesinden gelen bu tatlı, Ermeniler'de ‘anuş-abur',

Ortodoks Hıristiyanlar'da da ‘koliva' ismiyle karşımıza çıkıyor.

Birçok dini hikayeyi temsil ediyor ve farklı ritüellerle her sene belli günlerde tekrar tekrar hayat buluyor.

Hayvansal ürün içermeyen aşurenin bu özelliği de bazı topluluklarda ona farklı anlamlar yüklüyor.

İlk ne zaman yapıldı?

Nuh tufanının 10'uncu günü yapıldığı rivayet ediliyor. Tufandan günümüze, birçok topluluk,

büyük-küçük farklarla hazırlamış aşureyi.

Asurluların sadece yedi malzemeyle yaptığı bu tatlıyı her topluluk kendi inanışlarına göre

yeniden, yeniden biçimlendirmiş. 

Aşağı yukarı hepimizce bilinen ve dile getirilen genel bilgileri yukarıda sıraladıktan sonra

  bir kıyama, bir isyana, dolmanın son noktası olan bir boşalmaya işaret etmek,

oruç ve aşura tatlısı ile sembolleşen bir misyona değinmek istiyorum,

aslolan bir ikrar var ortada, görmek istemeyen gözler görmesede, göstermesede,

anlatmasada, anlaşılmasını engellesede, bir öz var, bir sebep var… 

 

Tarih,zulme karşı direnen ve bu uğurda kendisini feda eden nice insanlara şahit olmuştur.

Fakat imam Hüseyin'in  ve kıyamının bunlar içinde müstesna bir yeri vardır.

Çünkü hiçbir kıyam ve şehadet, O'nunki kadar kendisinden sonra gelenlerin semboli olmamıştır.

Hiçbir kıyam ve şehadet, İmam Hüseyin'in şehadeti kadar yol gösterici olmamıştır.

Ve tarihte hiçbir olayda Kerbela kadar canlı kalmamıştır.

Yazık ki O'nu Kerbela'da,çoluk çocuk demeden bütün yakınlarıyla birlikte katleden zihniyet;

onun açtığı çığırın o günkü ve gelecekteki etkilerini azaltmak için, tarihin üzerine

elinden geldiğince karanlık perdeler çekmiştir.Bu yüzden Kerbela'nın, İmam Hüseyin'in

ve Aşura'nın yalnızca adı kalmış ve bunların zalimlere boyun eğmeyen zilleti kendisine asla yakıştırmayan

yönü büyük ölçüde unutulmuştur.Siyasi tarafsızlıkları ve kayıtsız şartsız itaatkarlıkları

yüzünden bu olayı pek gündemlerine almayan sünni kesimin yanında,

her ne kadar Kerbela'yı ve İmam Hüseyin'i dillerinden düşürmeseler de,

geleneksel şia'da da bunların asli kimlikleri kaybedilmiştir.

Bir tarafta tarihin mihveri olan bu olaylar sürekli ört-bas edilmiş,insanları bir bilinç kaynağı olarak

harekete geçirebilecek bir “Aşura”gününe,saçma-sapan anlamlar yüklenmiştir.

Öbür tarafta ise sembol olarak canlı tutulmuş,ancak bunlar,hareketin taşıdığı

asıl misyondan uzak kalmıştır. 

İmam Hüseyin'in (a.s) Aşura Kıyamının kendine özgü özelliklerinden biri, 

ahlaki bir kıyam olmasıdır.Tarih boyunca birçok kıyam başlatılmış fakat

ahlaki ilkeler, siyaset ve mücadele ye kurban edilmiştir. Kerbela Kıyamı,

kendine özgü bir ahlaki yükümlülükle bütünleşmiştir.

İnsanlık tarihi boyunca birçok olay ve kıyam baş göstermiş fakat unutulmuştur.

Ancak Kerbela kıyamı parlayan güneş misali karanlıkları yarıp, zülüm ve baskıdan

kurtulmak isteyen insanlarla milletlere yol gösterip aydınlığa hidayet etmektedir.

Hicri kameri 61 yılının 10. gününde, İmam Hüseyin'in hak talep haykırışı 

hasta ruhlu ve kendini bilmez cahiller tarafından duyulmadı.

Maddiyat düşkünleri o şanlı kıyamı göremedi. Köle ruhluları uyandıramadı ve aydınlatamadı.

Fakat tarih sayfalarının her bir satırında kendini gösterdi.

İmam Hüseyin'in (a.s) de ana görev ve yükümlülüğü, insanları İslam'a özgü olan

 doğruluğa, yüce ilahi ve insani ahlaka, hakla adalete davetti.

İmam Hüseyin bu yüce ilahi değerlerin önündeki engelleri kaldırmak,

dedesi Resullah'ın (s.a.v) dinini ve sünnetini ihya etmekti.

Bu hak ve adalet yolundaki en büyük engel ise, gaddar Emevi hanedanının türevi

zalim ve sapık Yezid hâkimiyetiydi. Emevi hanedanının hükümranlığında halk kitleleri

İslami değer ve fıtrattan uzaklaşıyor, hak, adalet, özgürlük, yüce ahlak ve adalet taleplik

ilke ve öğretilerinden uzaklaşıyorlardı. Fesat ve zulüm, insanları

insani ve ahlaki değerlerden uzaklaştırmıştı.

İmam Hüseyin (a.s) kendi benliklerinden kopmuş halkı yüce ilahi ve insani değerlerin

ihyasına çağırmak ve İslam öğretilerini canlandırmak için kıyam etti.

İmam Hüseyin'in (a.s) mücadelesinin bu boyutu, evrensel ve beşeri özelliklere sahip olup,

bütün insanları ilgilendirmektedir. Nitekim İngiliz zalim ve işgalci devletine karşı bağımsızlık

ve özgürlük mücadelesi veren Hindistan'ın Hindu lideri Mahatma Gandi, bu kıyamını

Aşura kıyamından ilham alarak başlattığını söyledi.

Dünya'nın birçok insaflı ve hak talep araştırmacı ve yazarı, ezcümle Kurt Frischler

İmam Hüseyin'in seçkin şahsiyeti ve yüce ruhu hakkında kitaplar yazdı.

çünkü İmam Hüseyin'in (a.s) kıyam hareketi, ilahi ve insani uyanış, insani asil değerlere geri dönüş kıyamıydı.

Bu nedenle beşeri toplum için ebedi bir mesajı içermektedir.

 İmam Hüseyin (a.s) hak ile batıl'ı ayırt etmek amacıyla kıyam hareketini başlattı.

İmam Hüseyin (a.s), Maviye oğlu Yezid yönetiminin batılolduğunu,

devam etmesi halinde Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) başta olmak üzere,

bütün ilahi peygamberlerin adalet, doğruluk ve hürriyetleri sağlayıp geliştirme

çabalarının yok olacağının bilincindeydi.

Bu nedenle kıyamı süresince hak ile batıl'ı ayırt ederek, bunları halklara anlattı.

İmam Hüseyin açısından batıl, görünüşte bir güç olarak Allah'ın sınırlarını ayaklar altına alıp,

sultacı girişimlerle halkı ve insanları köleleştirip maddi ve manevi açıdan sömürüyordu.

Hz. Âdem ve insanlığın yaradılışından beri beşeri tarih hak ile batıl savaşına sahne olmuştur.

Beşeri tarihin birçok savaşı da hak ile batıl savaşıdır.

İmam Hüseyin en hassas ve kader tayin edici bir zaman kesitinde hak sancağını,

batıl emevi mirasçısı zalim Yezid yönetimine karşı dalgalandırdı.

İmam Hüseyin (a.s) bu hak ve adalet uğuruna kıyam ederek kendisi, çocukları ve aile efradıyla

vefalı ashabını Allah yolunda feda etti.

İşte Aşura günü ve kıyamı hak ile batıl, yüce değerlerle kötülükler arasındaki

daimi savaş ve cepheleşmeyi simgelemektedir.

Kerbela kıyamında ve savaş sahnesinde bir tarafta hak, Allah'ın ihlâslı kulları,

zalim ve zulme karşı özgürlük mücadelesi verenler, diğer tarafta batıl ve zorbalarla hakkı

inkâr edenler karşı karşıya geldi. Bu nedenle Aşura kıyamı, hakkın Furkan'ı ve abidesi sayılıyor.

Kerbela kıyamının ebedi yol gösterici ve simge olmasının diğer bir nedeniyse,

gelecek nesillerin ders çıkaracağı şeffaf bir kıyam ve mesaj olmasıdır.

Nitekim İmam Hüseyin (a.s) kıyam ederken, evvela başlattığı kıyamın mahiyetini açıkça ilan edip,

 zülüm ve baskıyla diktatörlük ve karanlık ile mücadele ettiğini vurguladı.

İmam Hüseyin (a.s) İslam dinini ihya etmek, fasık Yezid yönetimiyle mücadele etmek,

halkı zulüm ve fesat yönetimin hegemonyasından kurtarmak için kıyam ettiğini belirtti.

İmam Hüseyin (a.s) hatta mücadele taktiklerini ve kullandığı yöntemi bile açıkladı.

Bu yüzden Hüseyni kıyam ve kurtuluş hareketinin hiçbir müphem ve bulanık boyutu

söz konusu değildir. Dolayısıyla gelecek nesillerin olayı anlamamasını sağlayacak hiçbir

karanlık nokta kalmamıştı.

Kerbela kıyamında ahlaki değerler temel eksenimiz olmalıdır.

Bu nedenle İmam Hüseyin'in (a.s) düşmana karşı tutumu da dikkate değerdir.

İmam Hüseyin Kerbela kıyamında ahlaki değerlere zıt hiçbir yöntem kullanmadı

ve İslami değerlere bağlı hareket etti. Nitekim İmam Hüseyin ile fedakâr hane halkı ve ashabı

Neyneva'ya ulaştıklarında, meşum Yezid ordusunun komutanı Hür bin Yezid-i Riyahi,

Hüseynin kurtuluş kervanını Kerbela'da kalmak zorunda bıraktı.

İmam Hüseyin'in (a.s) safındaki seçkin komutanlardan biri olan Zuheyr bin Kayn,

düşman askerlerinin sayısının az olduğunu ve destek gücü gelene kadar işlerinin bitirilebileceğini söyledi.

Fakat İmam Hüseyin (a.s) buyurdu ki; ''Ben ahlaki ilkelerime bağlı kalarak, savaşı başlatan taraf olmak istemiyorum.

'' Hür bin Yezid-i Riyahi, savaş başlamadan önce Aşura gününde tövbe edip,

Yezidi batıl saftan ayrılıp Hüseyni kıyamın saflarına katılarak yiğitçe savaşıp şehit düştü.

Aşura kanlı kıyamı insani, ilahi ve ahlaki değer ölçülerini içinde barındırıyor.

Bu nedenle Müslüman olsun olmasın bütün hürriyet aşığı insanların gözdesidir.

Bu şanlı kıyamdan bütün vicdan sahibi insanlar derinden etkilenir ve ona tutkun olurlar.

Şüphesiz tarihte daima “Hakk”ın izleyicisi olan bir çizgi varolmuştur ve kıyamete kadar da varolacaktır.

Aradan yüzyıllar geçmesine rağmen,günümüz zalimlerine karşı kıyama kalkan ,insanları

harekete geçiren belki de en önemli etken, yine Aşura,yine Kerbela ve yine Hüseyin'di.

Öyleyse nedir İmam Hüseyin'in hareketini bu denli öncü ve sembol kılan?

O'nun ve kıyamının özellikleri nelerdir ki,bu kadar etkili olmuştur;

hem de tüm karşı çabalara ve zulümlere rağmen.İmam Hüseyin'i nasıl anlamalı ve

nasıl hissetmelidir ki,O'nun yaptıkları bizlere de örneklik  teşkil edebilsin.

Sulta sahiplerine kendi aşağılık menfaatleri için kulluk eden sorumsuz zulüm kalemlerinin

yazdığı bir tarihle anlaşılamaz İmam Hüseyin. 

“Şimdi olmaz,sırası değil.Hele bir şöyle olalım da ondan sonra öyle yaparız”diyerek,

“aşama”ları aşmaya çalışan bir zihniyetle anlaşılamaz…

İmam Hüseyin.

Ve kendine ait hesaplara boğulmuş,bütün bunların üzerindeki “Hesab”ı unutan

bir yaklaşımla da anlaşılamaz İmam Hüseyin.

Hüseyin'i ve Kerbela'yı anlayabilmek,öncelikle”karşılık” hesabına dayanan tüm herşeyi terkedip,

yapılanları sadece Allah'ın rızası temeline oturtabilmektir.

Zalimlere ve iktidar sahiplerine baş kaldırmak ve Allah'ın arzında 

O'nun rızasına muhalif olan ne varsa bunları ortadan kaldırmak;

bir zalimi savıp da başkasını getirecekse,yada zulüm sadece el değiştiriyorsa,

yapılanların Allah (cc) katında ne değeri olabilir?

İmam Hüseyin'in kıyamında iktidarı  elde etme hırsı yoktur,

makam,mevki tutkusu yoktur,dünyaya ait hiç bir hesap yoktur .

Sadece Allah(cc) için,zalimlere baş kaldırmak ve yeryüzünü fitneden temizlemek vardır.

Zaten hiç kimsede bu güne kadar O'nun kıyamı için bu tür iddialarda bulunamamıştır.T

abii meseleye sadece kendi “akıl”ları ile bakanlar;karşı tarafın “deha”sını(!),İmam Hüseyin'in

haşa, yanlış bir strateji izlediğini ve göz göre göre ölüme gittiğini söyleyebilecek cesareti

bulmaktadırlar kendilerinde.Hiç şüphesiz İmam Hüseyin!in ve beraberindekilerin,kimseye

kendilerini ispatlamak gibi amaçları yoktu.Ne kadar “akıllı” olduklarını göstermek için de uğraşmıyorlardı.

Zulüm-küfür  rejiminin özellikleri ve arada kararsızlık içinde bocalayan

ve sonuçta “güc”e tabi olan halk ve bunu yanında “HAKK”ı temsil eden İmam Hüseyin ve yakınları…

İmam Hüseyin'in hareketinde amaç ,sadece İslami Hükümet in kurulması değildi.

Yine O'nun amacı ,sadece haksızlığa son vermek için kıyam etmekte değildi.

Aynı şekilde Hüseyin (a) in amacı ,sadece bozulmuş bir yöneticiyi  devirmek

ve yozlaşmış bir rejime son vermek  için mücadele etmek değildi.

Her şeyden önce Hüseyin bin Ali(a)'nin amacı ; ki bu Onun en büyük amacıydı.

İSLÂM'I imha olmaktan korumaktı.Onun amacı diğer kutsal  dinleri birbiri ardına er veya geç

mahveden  yozlaşmanın İslam 'da yer almasını önlemekti.

İslamı İsa(a.s)' dan hemen sonra Hristiyanlıkta meydana  gelen

tahrifat veyokoluş gibi sonuçlardan korumaktı.

İSLAM: Zayıfların ve ezilmişlerin destekleyicisi ,Hak ve Adaleti gözeten devrimci bir dindir.

İSLAM: Diktatör ve zalimlerin saray ve kalelerini yerle bir etmekle

tehdit eden bir tufan olarak geldi.

İSLÂM: Kimsesizlerin,kimsesi, garip gureba'nın tek gerçek dayanağıdır.

O yöneticinin karar ve eylemlerinin ALLAH'(c.c) ın kanunlarına uygun olması ve

yöneticinin,Allah'ın emirlerinin bir  takipçisi olması gerektiğini ilan etti.

İmam Hüseyin ve beraberindekiler, insanlara “Hakk” olan yolu gösteriyorlardı ve

bu yol da doğrudan “Kıyam dan”  ve  “şehadet” ten geçiyordu.

Temennimiz; İmam Hüseyin'den ve kıyamından bu kadar uzak olan ve bu olayların

tarihte geçen diğer olaylardan farkını gözetmeyenlerin ,biraz olsun bundan kurtulabilmesi

Ve bu Kıyamın  tüm müslümanlar  için belirleyici ve yön verici hale gelmesidir…

 

SELÂM, İSLÂM COĞRAFYASI VE ÜMMETİ, SELÂM İHVÂN-I MÜSLİMÎN

BU YAZI SİZİN İÇİN YAZILDI CANLAR

LÜTFEN ARTIK BAŞINIZI İKİ ELİNİZİN ARASINA ALIP DÜŞÜNEBİLİRMİSİNİZ?

 

Sultan-ül Şühedâ İmam Hüseyin Hazretlerine hasret ve dûa ile…hûûû……..     

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Eklenenler

author

Emma Hayes

There I was in a hot yoga studio with plenty of bright natural light and bending myself into pretzel like positions for the very first time.

instagram