Bizim Namazgâhlarımız
“Farsça namazgâh ve Arapça karşılığı olan musalla kelimeleri genelde namaz kılınan her yeri ifade eder. Fıkıh terimi olarak yerleşim merkezlerinin dışında bayram, yağmur duası (istiskā) ve cenaze namazlarının kılındığı belirli yerler için kullanılır. Arapçada buna ayrıca cebbâne (sahra), Farsçada ıydgâh da (bayram yeri) denir.” “İbrahim’in makamından musalla edinin” ayetinde (el-Bakara 2/125) kelime “imamın namazda duracağı yer” anlamında geçer. Hadislerde hem kişinin durup namaz kıldığı (Buh

Anadolu’nun birçok yerinde namaz
gâhlar görmek mümkün.
Karamanoğulları Devletinin hüküm sürdüğü coğrafyada ilk namazgâhlarına baktığımızda ilk gözümüze çarpan namazgâh yeri oldukça ilginç. Bahsetmeye çalışacağımız kanaviçe işlemeli namazgâhları (seccade) değil. Örneğin sadece İstanbul’da 153 adet namazgâh bulunmaktadır.
Namazgâhların banisi ile yapım tarihleri de genelde belli değildir. Genelde yazın yayla göçlerinde kullanılır ve görevli imamları yoktur. Cuma günleri bölge halkının toplanma yeri olarak işaretlenmiştir. Buralarda yukarıda bahsedilen konuların dışında her türlü ticaret akitleri yapılabilir, sözleşmeler, evlilik günleri tespit edilebilir.
Uzun zamandır Orta Toros Dağları güzergâhında gezintiler ve araştırmalar yaparken, bu namazgâhlara rastlıyorum. Burada sadece üç tanesine yer vereceğim.
A) Anamur Akpınar Yaylası ve Elbalak Namazgâhı
Anamur Akpınar Yaylası Anamur-Ermenek Karayolunun 72. kilometresinde yer almaktadır. Yaylaya Anamur ve Bozyazı ilçe halkı çıkmaktadır. Bölge halkının ifadelerini dinlediğimde şöyle diyorlardı; “Karamanoğulları Yörüklerimizin en eski yaylalardan birdir. Anamur’un eski idarecileri ve ağaları bu yaylaya çıkarlarmış. Akpınar Yaylasından sonra daha ileriye gidilince sol kola sapan toprak yollarla Anamur’un Özlügöl, Elbalak gibi yaylalarına ulaşılır. Anayoldan ise önce Kazancı, sonra Ermenek’e ulaşılır. Elbalak, Özlügöl yaylaları hayvancılığa ve arıcılığa uygun yaylalardır. Cuma günü toplanma yerimiz ELBALAK NAMAZGÂHLIĞI.” Ziyaretlerim sırasında hemen yanında bulunan kaynak suyundan içmeye doyamadım. Akpınar geceleri en serin olan yayladır. Meyve ve sebzecilik gelişmiştir. Yaylada sebze, meyve ve alışveriş pazarı her hafta yaz boyunca kurulmaktadır. Yayladan her türlü ihtiyaçları temin etmek mümkündür. Yörede toprak altından çıkarılan yumuşak taşlar (Köfük taş) güneş görmeden önce bıçakla kesilebilecek derecede olduğundan yöre insanları bu taşları istediği gibi şekillendirerek oyuncak ve heykelcik yapımında kullanmaktadır.B) Balkusan Köyü İçerisinde Kerimüddin Karaman Bey Namazgâhı
Bölgenin bağlı bulunduğu ilçe ERMENEK ve bulunduğu il KARAMAN noktanın koordinatları KUZEY: 32.888513 GÜNEY: 36.776873 Bilinen eski adı "Balkasun"dur ve günümüz Kırgızistan'da Bişkek ile Issık Gölü arasında tarihi bir şehir Balasagun'la eş değerdedir. Karamanoğullarının ilk yerleşme yerlerindendir. Balkason Uygurların kurduğu Uygur Devleti'nin telaffuz edilmeye başlanmıştır. Yörenin yayla olması nedeniyle arıcılık da yapılmaktadır. Bundan dolayı da “Balkusan” ismi kullanıldığı söylenebilir. Bir ara köyün adı “Bağbelen” olmuşsa da tekrar eski adı “Balkusan” verilmiştir. Balkusan, Ermenek ilçesine bağlı farklı bir geçmişe sahip önemli bir köy. Çünkü Karamanoğullarının ilk merkezi. Dağların zirvesindeki bu köy sadece Ermenek tarihine değil, Türk tarihine de damgasını vurmuştur. Köy mezarlığının içerisinde bulunan Namazgâh bitişiğinde bulunan türbe içerisinde Karamanoğulları Beylerinin ve hanımlarının mezarları vardır.
1- Nûre Sofî oğlu Kerimüddin Karaman Bey. (1263)
2- Kerimüddin Karaman Bey’in oğlu Bedreddin Mahmud Urumseyyidi Bey. (1283)
3- Sultan Alaaddin Âli (1361 - 1398 I. Murat’ın kızı Nefise Sultan ile evli idi.) oğullarından Sultan II. Mehmet’tir. (1423 - 1465)
4- Kerimüddin Karaman Bey’in eşi, Selçuklu Sultanı IV. Rükneddin Kılıçaslan’ın Kızı’nın mezarı.
5- Diğer bir mezar kadın mezarı olarak bilinmekte olup kime ait olduğu kayıtlarda gösterilmemiştir. Üç erkek mezarı aynı hizada ve yan yana. Diğer iki kadın mezarı da karşı tarafta yine yan yanadır.
Bu namazgâhın mihrabı restorasyon sırasında aynen korunmuştur. Çevrede toprak altından tarihi değeri çok önemli olan yapı taşları çıkarılmıştır. Türbe içerisinde bulunan mezar taşları üzerinde bulunan motifler görülmeye değer figürler içermektedir. (Bu mezar taşları bir başka makale konusu.)