İstanbul Gezi Notları 12/2022
Bu ayın başında Konya Selçuklu garından saat altıda YHT’ye bindik, saat on kırkta Bostancıda indik. ERÇEV Ermenek ve çevresi dayanışma derneğinde Sayın Ahmet Esin beyle buluştuk. Dört saatlik birlikteliğimizde ‘Ermenek Şiirleri Seçkisi’ adlı çalışmamız hakkında görüş alış verişinde bulunduk. Ahmet Bey bana Sayın Sonay Gürgen beyin temin ettiği nadir kitaplardan ‘Ermenek İlçesi’ adlı merhum Prof. Kamil İlisulu’nun kitabını verdiler. İstanbul altı da üstü de insan kaynayan, karınca ocağı gib

Çamlıca ve Başakşehir camilerini doya doya seyredip manevi atmosferini teneffüs ettik.
Çamlıca camiini lüzumsuz sayan yorumlara derim ki: Mimar Sinan Edirne’deki Şaheseri Selimiye’yi yaptığında da aynı şey söylenmişti, burada hiç ev yok, kim namaz kılacak, denmişti. Geçmiş her medeniyetin somut eserleriyle tanındığı bir gerçek olduğuna göre yüzyıllar sonrasına erişecek bu dev yapıların da bu günün medeniyetinin bir aynası olacağı açıktır.
İlk defa gittiğim yerlerden birisi de Beykoz Yuşa as. Tepesiydi. Burası Karadeniz ve boğazın kesiştiği noktaların izlendiği harika bir coğrafi yurt köşemizdir.
İstanbul kozmopolit yönüyle de çok sevdiğim bir kenttir. Her renkten, dilden, dinden, iklimden ve görüşten insanlarla iç içe olmak ne güzeldir. Farklılıklar tahammül ettiğimiz sürece bizim için, ülkemiz için bulunmaz bir nimettir.
Bu gezimizde Sabri Özen Bey rehberliğinde Levent semtine de gittik, orada ikamet eden başka bir sosyal medya dostumuz Doç. Dr. Mustafa Şahin hocamızla da vicahen görüştük, derin tarih bilgisinden istifade ettik, ikramlarını tattık.
Safir adlı Türkiye’nin 3. en yüksek binasına gittik. Arkadaşlarım yükseklik korkusundan cesaret edemeyince tek başıma bilet alıp asansörle 53. Kata çıktım, burası yere 236 metreydi. Sabancı ikiz binasını tepeden seyrettim. Levent’in bütün gökdelenlerini üstlerinden adeta uçaktaymış gibi izlemek nasip oldu.
İstanbul’u gezmekle bir ömür bitiremezsiniz, en iyisi şimdi başlayın ve en önemli yerlerden görmeye çalışın, diyorum.