Karamanoğulları Bayrağı-1
BİR FRANSİSKEN’İN SEYAHATNAMESİNDE KARAMANOĞULLARI BAYRAĞI (XIV. YÜZYIL) Yazan: Ali YILDIZ [1] – Dr. Orhan ÇELTİKÇİ [2] Karamanoğulları Devleti, Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılmasının hemen ardından bugünkü Karaman ili (Larende) merkezli kurulmuştur. Devlet etnik olarak Oğuzların Salur ve

Yazan: Ali Yıldız – Dr. Orhan Çeltikçi
Bir Fransisken'in Seyahatnamesinde Karamanoğulları Bayrağı (XIV. Yüzyıl)
Karamanoğulları Devleti, Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasının hemen ardından bugünkü Karaman ili (Larende) merkezli kurulmuştur. Devlet etnik olarak Oğuzların Salur ve Avşar boyu mensuplarınca kurulmuştur. XIII. Yüzyıl ortalarında kurulan devlet bu yüzyılın sonlarına doğru Anadolu coğrafyasının en güçlü siyasi otoritesi haline gelmiştir. Karamanoğulları Devletine Osmanlı Devleti hükümdarı II. Bayezid zamanında (1487) son verilmiştir. Devlet özellikle Akdeniz ve Toroslar bölgesi olmak üzere Anadolu Yarımadasında tarihi ve kültürel anlamda derin izler bırakmıştır. Bu izlerin etkileri günümüze kadar devam etmiştir.
Bağımsız yaşayan her devletin olduğu gibi Karamanoğulları Devleti'nin de bağımsızlık simgesi; bayrağı, parası ve düzenli ordusu olmuştur. Karamanoğulları Devletinin bayrağının ne ve nasıl olduğunun ortaya konulmasında istifade ettiğimiz en önemli eser 700 yıl önce kaleme alınmış bir seyahatnameye dayanmaktadır. Libro Del Conoscimiento / Book of Knowledge of all the Kingdoms, Lands and Lordships that are in the World adlı seyahatname günümüzde "XIV. Yüzyılda Teke ve Karamanoğulları Bayrağı" kitabı ile ilk defa yayınlanarak, Karamanoğullarının hâkimiyet alanı, siyasi ve sosyal özellikleri ile bağımsızlık alametlerinin diğerlerinden olan devletin parasına da yer verilmiştir.
Seyahatnamenin yazarı belli olmamakla birlikte o günkü Karamanoğulları Bayrağı hakkında şimdiye kadar rastladığımız tek kaynak olması bakımından önemlidir. Çalışmada yaklaşık yedi asır önce yaşamış olan bu devletin adı geçen seyahatname eksenli coğrafi, siyasi, sosyal ve bağımsızlık sembolü olan bayrağını tanımlamaya çalışacağız.
Karamanoğulları Beyliği (Devleti)
Anadolu Yarımadasının ortaçağ döneminde en güçlü beyliklerinden biri Anadolu Selçuklu Sultanı Uluğ Keykubat (Alaeddin Keykubad) zamanında Alaiye'nin fethine (1221) katıldıkları için, bu katkılarına hediye olmak üzere 1228 yılında Ermenek Bölgesinin kendilerine verilmesi ile Taşeli ve Güney Anadolu-Doğu Akdeniz bölgesine yerleşip bölgede siyasi otorite olan Karamanoğulları Beyliği olmuştur.
Başlangıçta küçük bir uç beyliği iken, zamanla hâkimiyetini bütün bir bölgeye yayan ve kara hâkimiyetine ilaveten denizcilikte de çok ileri giderek, Ege, Batı Akdeniz ve Etrüsk Denizinde 80'den fazla adayı işgal edip, bunlara Türkçe adlar veren, Cebel-it-Tarık boğazına hatta İngiltere kıyılarına ve İzlanda'ya kadar yayılan Karamanoğulları Türkmenlerinin, içişlerinde tam bağımsız, dış işlerinde ise metbu devletleri yönlendirici maharetleri sebebi ile müstakil bir devlet gibi hareket ettikleri de görülmüştür.
Yaşamını sürdürdüğü coğrafyada bağımsız olan devletin bağımsızlık sembolü olan bayrağı olmalıdır. Ne var ki, XIII., XIV. ve XV. Yüzyılda Anadolu'da kurulan bu önemli devletin bayrağı bilinen kaynaklarda tanımlanmamıştır.
İncelememize günümüzden 650 yıl önce bir Fransisken Rahip tarafından yazılmış olup, 94 siyasi teşekkül ve bunlara ait 119 bayrağının anlatıldığı "Seyahatname" esas alınarak Karamanoğulları bayrağının şekli hakkında bir kanaat ortaya koymaya çalışacağız.
Eski Dünyada Egemenlik Sembollerinden Bayrağa
Egemenlik sembolleri egemenliğin her çeşidi için kullanılan şahitlerdir. Bir insan, bir topluluk, bir derebeyi, bir hayır cemiyeti, bir korsan gemisinin kaptanı veya bir devlet, hükmünü yürüttüğü egemenlik alanında var olduğunu birçok şekillerde ifade eder.
Şu sözcükler; alem, sancak, bayrak, bandra, bando, boru, flama, marş, para, ferman, berat, ruhsat, tuğ, tuğra gibi değişik hakimiyet sembollerini göstermesi açısından önemlidir. Tarih, en eski toplumların bilhassa ordu teşkilatlarında çeşitli alemler kullandığını bildirir.
Sümerlerde alem olarak ay ve güneş gibi gök cisimleri ile kanatlı-kanatsız aslan ve mitolojik hayvanlar kullanılmıştır. Ur şehrinin sembolü hilal ve Lagaş şehrinin amblemi, iki aslan arasında yükselen bir mitolojik varlıktır. Sümerler, Elamlar, Hititler, Persler, Galatlar, ay ve hilal simgelerini kullanmışlardır.
Asurluların başlıca sembolü koşan bir boğa sırtında ok atan asker şeklindedir. Eski İranlılar mızrağın ucuna bir kartal alemi takmışlar, egemenliklerini bu şekilde ifade etmişlerdir. Yunanlılarda her bir şehrin amblemi, alemi ve harfleri vardır. Atinalıların sembolü zeytin ve baykuştur.
Çinliler, Romalılar ve Türkler ejderi bir egemenlik işareti olarak kullanmıştır. Kartal son devirlerde Romalıların lejyonlarında kullandıkları sembollerden olmuştur. Roma Cumhuriyeti tırnakları arasından tanrı yıldırımını tutan bir Etrüsk bayrağını kullanmıştır.
Doğu Roma'da da bayrağın büyük önemi vardır. Bu devlette askeri kıtaların hususi bayraklar taşıdıkları malumdur. M.Ö. 628'de İmparator Heraclius Dastgard'ı ele geçirdiği zaman harp ganimetleri arasında, eski İranlılarca Romalılardan alınmış 300 Roma Bayrağı zafer hatırası olarak simgelenmiştir.
M.Ö. 339 yılında Bizans'a saldıran Makedon ordusu karanlıktan yararlanarak surlardan girmek üzere iken birden ay doğmuş ve Bizans askeri düşmanlarını görüvermiştir. Bundan sonra ay kutsal bir sembol olarak Bizans bayrağına girmiş ancak bir süre sonra yerini çift başlı kartala terk etmiştir.
M.Ö. 277 yıllarında Trakya üzerinden gelip boğazını geçerek Anadolu'ya giren Galatlar, yerleştikleri bölgede darp ettikleri paralarda ay-yıldız sembollerini kullanmışlardır.
Eski çağ Avrupa'sında alemleri süslemek için kullanılan kumaş, orta çağda bizzat alemin yerine geçerek bayrakları teşkil etmeye başlamıştır. Alem kullanımı devam etse de artık daha görkemli ve daha büyük yapılabilme yanında taşınma kolaylığı bayrağı öne çıkarmış, alemi ikinci plana itmiştir.
Millî bayrak kabulü anlamında ilklerden biri de Orange'lerin Hollanda'da hanedan alameti olan turuncu-beyaz-mavi bayrağın resmî bayrak olarak kabul edilmesi sureti ile 1579'da gerçekleşmiştir.