İYİLİĞİN TEMEL İZDÜŞÜMÜ

0
331

Bu hikaye yıllar  önce bir arkadaşımın bana “Onur, seni ailen iyi yetiştirmiş ama doğru yetiştirmemiş.” sözüyle başlar. Yıllar boyu da iyi olmanın doğru olmadığı ya da doğru olanın da her zaman iyi olmadığı çelişkisi karşıma çıkar. Hal böyleyken de iyilik ve doğruluk arasındaki kavram farkını  ortaya koyma ihtiyacı doğar. Şimdi gerçekten düşünüyorum iyi olmak gerçekten aynı zamanda doğru olmak mıdır ya da doğru olan her şey aynı zamanda iyi midir? Bunun için  biraz çoğunlukla şehirlerde egemen olan ebeveynliğin, çocukları üzerindeki etkisi ile başlayabiliriz.

Aileler çocuk sahibi olduklarında çocuklarının kendilerine göre en iyisinden olmasını isterler ama neye göre iyi ya da kime göre iyi kavramını pek düşünmezler; daha doğrusu düşünemezler. Çünkü çocuklarını bekleyen rekabet duygusundan dolayı küçük yaştan itibaren en iyi eğitim, en iyi kurs, en iyi etkinlik arayışı üzerinden çocuklarını koşturtup dururlar. Şimdi bu koşuşturma duygusu gerçekten iyi midir ve aynı zamanda doğru mudur? Bunun ayrımı nasıl yapacağız şimdi ona bakalım.

Bir çocuğun özel okulda okuması , özel öğretmen tutulması , okul sonrası etüte kalması ya da güzel bir müzik,  spor vs. kursa gönderilmesi aileye göre iyidir çünkü hepsi çocuğa az ya da çok bir şey katar ama doğru mudur bunu bilemeyiz. Çünkü alınan eğitimler ,gidilen kurslar çocuğun gerçekliği ile uygun değilse bu doğru değildir nitekim çocuğun ilgi alanında olmayan ya da kapasitesinin üzerinde yapılan yüklemeler eğer nihai hedef için uygun değilse çocuk açısından iyi olmadığı gibi doğru da diyemeyiz. Bunu bir örnekle şöyle açıklayabiliriz. Bir kişi ilgi alanında olmayan bir kursa giderse kurs ne kadar nitelikli olsa da kişinin gerçekliğine uymadığı için doğru değildir ama bir kursa gitmek sosyalleşmek ya da başka düşünülen şeyler için iyi olabilir. Kişi şayet bir konservatuvar sınavına hazırlanıyor ve bununla ilgili bir kursa gidiyor ya da özel ders alıyorsa bu doğrudur. Çünkü başarılması gereken bir hedef vardır fakat iyi olup olmadığı yine tartışılır. Bu eğitim bu arkadaşı duygusal olarak yormuyor aynı zamanda tatmin duygusunu artırıp hayatına yeni bir motivasyon katıyorsa iyidir. O zaman iyilik ve doğruluk arasındaki ilişkiyi ve aynı zamanda çelişkiyi şu şekilde tanımlayabiliriz. Bir olay kişiyi duygusal olarak mutlu ediyorsa iyidir fakat yaşam gerçekliği anlamında kişiyi geri çeken ya da hayatını zorlaştıran bir şey ise iyi olduğu halde doğru değildir. Yani iyilik soyut ise doğruluk somut bir kavramdır.

İyilik ve doğruluk kavramlarını insan ilişkilerimiz, iş yaşamımız , yaşamdaki benliğimiz üzerinden de konuşabiliriz. Buradaki temel kavramlarımız dürüstlük, nezaket ve yardımseverlik olabilir. Yalnız ilk anlattığımızdan farklı olarak buradaki meziyet bu ve bu tip kavramların etki ve tepki mekanizmasını da içermesidir. Yani iyilik ve doğruluk ayrımında soyut ve somuta ek olarak bir de etki ve tepki mekanizmasını değerlendirmek gerekir. Çünkü işin merkezinde insani karşıtlık da varsa bir yönetilmesi gereken ayrı  bir kişisel süreç de vardır. Bu sürecin sonunda duygunun ve olgunun iyi ya da doğru olduğunu tanımlayabiliriz.

Bana göre insan ilişkilerinde dürüst olmak, yardımsever olmak ya da nazik olmak övünülesi bir şey değildir. Zaten olması gereken şeylerdir. Şayet bu meziyetlere sahip olduğunu söyleyen kişiler varsa kendi açılarından iyi bir şey yaptıklarını düşünebilirler ama doğru değildir. Çünkü doğruluğu gerçeklikle örtüşürse açığa çıkacaktır. Diğer bir açıdan insanın ne olursa olsun iyi kalma çabası da doğru değildir. Çünkü duygusal sizi yoran, üzen ,  aşağı çeken insanlara karşı daima makul yaklaşma çabasında olmanız karşı tarafta böyle bir empati olmadığı için sizin ikincil bir duruma düşmenize sebep olabilir. Belki farklı özellikleri sizin hoşunuza gidiyorsa bile yaşam benliğinizin yıpranmaması ya da kaybolmaması açısından bu mesafeyi doğru ayarlamak; gerekirse sert tavır koyabilmek gerekir. Dürüstlük konusunda ise sizin şeffaf olduğunuz konularda karşı tarafta bunu kullanma, bel altı vurma ya da sinsilik vs. görmeniz durumunda dürüst davranmak doğru olabilir ama iyi olmayabilir. Aynı şekilde gerçeklikte sizi duygusal olarak yıprattığı gibi sosyal olarak da yıpratıyorsa yine doğrudur diyemeyiz. Son olarak yardımseverliğe gelince, yardım kelebeği olmaya çalışmanın bir anlamı yoktur. Yeri zamanı gelince elbet bir şeylere destek olunur . Karşılıklı destek iyidir ama bu her seferinde sizin sorumluluğunuz olarak size lanse edilirse duygusal olarak kişiyi mutsuz ettiği için iyi olmaktan çıkar. Doğruluğu da işin anlık gerçekliği ya da mecburiyeti ile sınırlıdır.  Belki daha keskin olacak şekilde evliliklerden  ya da boşanmalardan örnek verirsen, hani derler ya çok iyi insan, dürüst bir kadın ya da yardımsever bir erkek derler ya ama bakarsın boşanmışlardır ya da çok iyi arkadaşlar bir ilişkiye arkadaşlığını döndürdüğünde arkadaşlıkları da bozulmuştur. Yani o çok iyi insanlar ya da doğru düşündüklerimiz aslında iyi ya da doğru değildir. Aynı şekilde başkalarının da iyi ya da doğru dediği şeyler kendi gerçekliğinizle örtüşmüyorsa doğru değildir ve sizi mutlu etmiyorsa iyi de değildir.

Bütün bunları toparlarsak iyilik ve doğruluk arasında bir izdüşüm ilişkisi kurabilir miyiz? Birini bir ışık kaynağı olarak düşünürsek diğerini de onun istediğimiz boyutta görüntüsü ya da ölçeklendirilmesi şeklinde düşünebiliriz ama tabi ki bu ölçeklendirme bizlerin yaşam gerçekliği, benliğimiz ve duygusal yapımızla doğrudan ilgilidir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz