‘Toprak Dede’nin torunu: Tek ağaç için Yeni Zelanda’dan gelen var

0

Türkiye’nin ‘Toprak Dede’si Hayrettin Karaca’nın kurduğu ilk özel arboretum (ağaç parkı), torunu, Karaca Arboretum Yönetim Kurulu Başkanı Yeşne Karaca İren ve ekibinin çalışmalarıyla her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor.

2020’de İstanbul’da 97 yaşında ölen Karaca, arboretumu 1980’de, yurt içi ve dışı ziyaretlerinde topladığı tohumlarla Yalova’da kurdu. Pazartesi hariç her gün açık. Ziyaretçileri, aralarında Türkiye’de örneği olmayanların da bulunduğu yaklaşık 8 bin bitki ve ağaç türünü görebiliyor.

Yok olma tehlikesi bulunan çok sayıda türe ev sahipliği yapan arboretumu gen koruma merkezi haline getirerek Karaca’nın anısını yaşatmak isteyen İren, Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma (TEMA) Vakfın’ın kurucu onursal başkanlığını yıllarca yürüten dedesinin izinden gittiklerini söyledi.

‘Ev bahçesinden dönüştü’

AA muhabirine konuşan İren şunları söyledi: “Hayrettin Karaca’yı hepimiz tanıyoruz. O hepimizin ‘Toprak Dede’si. Doğa aşkı ve sevgisi ülkenin dışına kadar taşmış biri. Karaca Arboretum, onun özel bir uğraşıydı. Burası ev bahçesinden arboretuma dönüşmüş bir alan. Yaklaşık 110 dönüm araziye kurulu. 1980 yılında arboretuma dönüştü. 2004’te vakıf yaptık. Yılda 10-15 bin insan gelip geziyor. Hem Türkiye hem de dünyadan burada yaşayabilecek çok ciddi türleri barındırıyoruz. ”

Kuruluşunun 42’nci yılında arboretumda en önemli koleksiyonların arasında meşe koleksiyonun bulunduğunu anlatan İren, manolya, akçaağaç gibi koleksiyonların da yer aldığını, yurt içi ve dışından önemli bilim insanlarının incelemelerde bulunduğunu söyleyen İren şöyle devam etti:

“Yanlış uygulamalarımız da oluyor. Onları biz kaldırmıyoruz. Neyin olmaması gerektiğini teşhir etmek aslında önemli bir şey. Bunları da paylaşıyoruz. Çünkü bilenin bilmeyene, olanın olmayana borcu var şiarıyla büyüdük. Bugünlerde Karaca Arboretum’da agave çiçeğimiz çok popüler. Agavelerin özelliği hayatlarında bir kere çiçek açmaları.

‘Agavenin çiçek açtığını görmedi’

Doğada çok görmüştür belki ama kendi bahçesindeki agavenin çiçek açtığına ne yazık ki büyükbabam şahit olamadı. Çünkü 40 ila 60 sene beklemek zorundayız çiçek açmasını görmek için. Şu anda arboretuma gelen ziyaretçiler çok şanslı. 50-60 yılda bir buna şahit olabiliyoruz. Bunlar şimdi gidecek diğerlerini belki bizden sonraki nesil görebilecek.”

Arboretumun canlı ağaç müzesi olduğu kadar bir gen merkezi özelliğinin bulunduğunu, ziyaretçileri rehber eşliğinde gezdirdiklerini anlatan İren, Yeni Zelanda’dan bir ziyaretçinin, sadece tek tür için arboretuma geldiğini aktararak, “Ayrıca, sadece yaprak diziliminin farklılığını, nesli tükenmek üzere olan birkaç türü görmeye gelen oldu. Yaklaşık bir saat ağaçla o aşkı yaşayıp tekrar ülkesine döndü” dedi.

‘Her ağacın altında sohbetimiz var’

Büyükbabasının 15 yıl asistanlığını yaptığını, arboretumda çocukluğunun geçtiğini, elma bahçesi olduğu günleri hatırladığını söyleyen İren şöyle devam etti: ”Dönüşümünü izlemek muhteşem bir şey. Dedemle burada çok hatıram var. Biz her gün sabah ve akşam bahçeyi dolaşırdık. Her ağacın altında bir sohbetimiz vardır.

Büyükbabam bir çöp kovası bile koydurmazdı. Ben zorla bazı ölü ağaçlarımızı kesip bank haline getirip aralara serpiştirmiştim. O sadece ağaçlara konsantre olmamızı isterdi. Buranın amacı o. Burada ağaçlarla bir temas kurulması isteniyordu. Burayı yaşatmak ve Allah izin verirse geleceğe doğru taşımak istiyoruz, onun için de gayret ediyoruz.

Endemik türleri yaşatmaya çalışıyorlar

Burası canlı ağaç müzesi ve burada yitirdiğimiz bireyler oluyor. Ya tekrar yerine yenisini koyuyoruz ya da daha uzun soluklu yaşayabilecek türleri barındırmaya çalışıyoruz. Bazı endemik türleri tekrar çoğaltıp yaşatmaya çalışıyoruz. Her zaman üniversitelere de açık.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz