Parlatılmış Yıldızlar, Emekli Hâkim Mehmet Emin Öztaş tarafından anılarının ve yaşam öyküsünün anlatıldığı bir kitabın adıdır. Kitap 16X23 cm ebadına ofset baskı renkli fotoğraflarla desteklenmiş 280 sayfa bir eserdir. Eserin edinme bedeli 50,00 TL’dir. Kitabın geliri, benim de kurucular arasında olduğum ve kuruluşunda ve sonarsında çok büyük emek sarf ettiğim kısa adı ERÇEV olan Ermenek ve Çevresi Kültür ve Sosyal Dayanışma Vakfı’na bağışlanmıştır. Edinmek isteyen önc
ERMENEK SON YILLARDA OLUMSUZ OLAYLARLA GÜNDEME GELİYOR! Şöyle bir hatırlayacak olursak. Maden işçilerinin ölümü, eşlerinin hak arayışı, yine maden işçilerin tazminatların alamama gibi olaylar Türkiye gündemine taşınan ve haber olan olaylardır. Kovit-19 bulaşına karşı korunabilecek en kolay yerlerden biri coğrafi yapı itibariyle Ermenek’tir. Kente Balkusan girişini saymazsak bir doğusundan bir de batısından iki giriş vardır. İkişer nöbetçiyle kontrol<b
Aslında ülkemizin acı günlerinden biri demek daha doğru olur. Ermenek’in Meydan Mahallesi’nden CÜCELOĞULLAIR sülalesinden olup Silifke’ye göç eden bir ailenin çocuğu olan Doğan Cüceloğlu’unun vefatı tanıyanlarını, okurlarını çok üzdüğü gibi şüphesiz yakınlarını da çok etkilemiştir. Bunların başında kuzenlerind
Bu yazıyı yaklaşık iki yıl önce CİMER kanalı ile Kültür ve Turizm Bakanlığına yazmıştım. Kısa bir zaman sonra ilgili genel müdür telefonla arayarak, dilek ve taleplerimizin muhatabının kendileri olmadığını söyleyerek, olayı kendileri açısından kapatmışlardı. Hâlbuki ilgili birimlere yazıyı yönlendirebilirdi. Olay şöyle gelişmişti: “ 2017 Ekiminde Balkan Ülkelerine yaptığımız bir tur gezisinde iyi intibalarla dönmüştük. Her ne kadar Balkanlarda ciddi anlamda bir m
(Dr. Mehmet ATAY, arkadaşımın Ermenek Ortaokulu grubundaki bir paylaşımından esinlenerek Emin Karpuzcu ile ilgili 2013 yılnda yazmış olduğum yazıyı paylaşmakla rahmetliyi de anmış olacağız. ) Yazı başlığı bana ait değildir. Başlık Emin Karpuzcu tarafından yazılan şiir kitabının adıdır. Kitap, Keskin Color Matbaası’nda Haziran 2011’de basılmış, elime yeni geçti. ERÇEV adına basılmış 21x 15 cm ebadında bir kitap. İçinde çoğu Ermenek’i konu alan 248 şiir var.
Doğum ve ölüm tarihi net olarak( 24 Eylül 1884- 25 Aralık 1973) bilinen liderlerden biri de İsmet Paşa’dır. O Harp Akademisi’ni birincilikle bitirmiş topçu bir kurma subaydır. Mühendistir, hesap kitap, denge adamıdır. Mesleğinin hakkını en iyi derecede yapan bir sanatkârdır. İnsanı büyüleyen gözleri ve ender bir bakışı vardır. Bakışlarında sevgi ve mutluluk okunur. Mesleğini en iyi şekilde icra ederken, iki yabancı dili Fransızca ve Almanca’yı da okulda öğrenerek B
DOĞRU BİLDİĞİMİZ YANLIŞLAR, YAPTIĞIMIZ KAFLAR! Günümüz dünyasında iletişimin o kadar hızlı olduğu internet ve medyada ortamında, acaba çok yanlış söylemlerde bulunduğumuzun farkında mıyız? Yalnız söylemlerde değil yazım hayatımızda da yanlışlar yapıyoruz. Yaptığımız yanlışların çoğunda da farkında değiliz. Bu yanlış söylemleri ve yazmaları her kademedeki insanlarımız, okumuşlarımız ve okumamışlarımız, yöneticilerimiz, siyasilerimiz herkes bu hatalardan payını
Ege adaları mı, Yunan adaları mı? Bu konuda üç dört senedir bir yazı yazma isteğinde olduğum hâlde bir türlü bugüne kadar kısmet olmadı. Türkiye’nin batı kıyılarındaki adaların toplu adı Ege adaları mı, yoksa Yunan adaları mı? Ege Denizine serpilmiş irili faklı binlerce ada olduğu ifade edilir. Bu adaların ne kadarı bizim ne kadarı Yunanistan’a ait kesin olarak belli değil. Bilinen bu adalar üzerinde Yunan vatandaşlarının yaşadığı ve ihtiyaçlarının büyük bir
Kendimi batırma üzerine en son yazı yazacaklardan biri olarak görmeme rağmen bu konuda bazı gözlemlerim ve söyleyeceklerim var: Batırma bundan 50-60 yıl öncelerinde günlük yaşamda Taşeli coğrafyasında ekonomik bir yemek olarak görülse de, günümüzde zahmetli ve pahalı bir yemek çeşididir. Yaşlılarımız hatırlar Ermenek’te bağ evleri yaşamanın sürdüğü geçmiş yıllarda, hemen yanıbaşımızda olan bahçemizdeki domates, biber, salatalık, maydanozun, taze soğanın asma
“ 5 Aralık Kadın Hakları “günü olarak kutlanır, bu gün vesilesi ile dünya kadınlarının ülkelere göre sorunları gündeme getirilir, konuşulur, tartışılır, çözüm yolları aranır. Şimdilerde adı sanı unutulan, Türk kadınına rol model olan Halide Edip Adıvar hakkında kısaca durmak ister ve bilahare Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün toplum yaşamında kadınlarımızın yerini güçlendiren ve onların haklarını çağdaş ülkelerin kadınlarından daha ileriye taşıma ülküsü ve gayre
“Kıovit-19 “ nedeniyle bu yıl “Öğretmenler Günü “ gerçek hayatta sevinç ve coşkuyla kutlanamayacak. Bu nedenle, başöğretmen M.Kemal Atatürk’ün komutan arkadaşları ile Lozan öncesi Bursa’ya yaptığı bir ziyareti, ismet Paşa hakkındaki düşüncesini ve öğretmenlerden beklediklerini, onlarla yaptığı bir konuşmada şöyle dile getirir: “Eğitim Savaşını Kazanın!” Mudanya Mütarekesi’nden sonra sıra Lozan’a seçilecek baş deleğeye gelmişti. Baş delege kim olacaktı?
TORKUYA KIYMAYINIZ Köşe yazarlarımızdan Hasan ŞİMŞEK’in, Konya’daki süt banyosu yapanların ve TORKU hakkındaki düşünceleri : “Televizyonlarda yayınlanan Konya’daki süt banyosu rezaletini görünce dehşete düştüm. Şüphesiz bu bir provokasyon , bir öç alma, bir kin kusma eylemidir. Aksını düşünmek saflık olur. Bir zamanlar İran Şah’nın eşi Türkiye’ye gelince, olası süt banyosu isteğine karşı bizimkiler banyo yapacak kadar sütü toplama derdine düşmüşlerdi. Şimdi gö
İzmir Göztepe’deki Latife Hanım’ın babasının köşkünde, Başkomutan, Başbakan (Rauf Bey), Yusuf Kemal Bey, paşalar, ve İstanbul’dan gelen gazeteciler . Mustafa Kemal köşkün bahçesinde, İkdam gazetesinden Yakup Kadri’ye: “Muzaffer ordumuza karşı kimse yeni bir savaşı göze alamaz. Birkaç gün içinde mütareke isteyecekler. Böylece Milli Mücadelemizin dört yıl süren ilk safhası kapanmış olacak. Şimdi bir yol ayırımındayız. Ya ülkeyi ve milleti, İstanbul’un o teslimi
Mustafa Kemal Paşa 18 Temmuz 1921’de, Eskişehir –Kütahya yenilgisinden ve Batı Cephesi’nin çökmesinden sonra, bütün sorumluluğu üzerine alarak Türk Ordusu’nu Sakarya’nın doğusuna çekilmesi emrini vermişti. Böyle zor bir kararı cesaretle alabilmesi ve Meclis’e anlatması son derce güçtü. Başkent’in Kayseri’ye taşınması konuşuluyordu. Mustafa Kemal Başkomutan seçildiği günlerde mali kaynaklar uzun sürecek bir meydan savaşı için yeterli değildi. Yunanılıların Küt
1923 yılından 1938 yılına kadar Mustafa Kemal ATATÜRK’ün çok yakınında bulunan Atatürk ile ilgili anılarını ÇANKAYA adlı kitabında toplayan Falih Rıfkı ATAY, “Anılarım, gördüklerim ve işittiklerimdir. Gördüklerimin hepsi benden, işittiklerimin çoğu Atatürk’ün ağzından! “ diye başladığı anılarında, Mustafa Kemal Atatürk’ün annesinden şöyle bahseder: Zübeyde Molla Selanik’e birkaç saat uzak Sarıyer adlı bir Yörük Köyü’ndendir. Mustafa Kemal ana tarafından Yörük
Gazi Mustafa Kemal’e “Atatürk” soyadının verilmesi hakkında farklı görüşler ve anlatışlar vardır. 1934 yılında çıkartılan 2525 sayılı kanunla her Türk vatandaşının bir soyadı alması zorunlu kılındı. Soyadı kanunu yasalaştıktan sonra, Gazi Mustafa Kemal’e de bir soyadı arayışına geçildi. Bu hususta “Gazi’nin Sofrası”ndaki ve Cumhuriyet Halk Partisi Meclis grubunda Gazi’ye uygun bir soyadı bulmak için dil ve tarihçilerin de katılması ile toplantılar yapılmış ve bazı isimler
30 Ağustosu anlamak için, 15 Mayısı görmek gerek, Pekiyi 15 Mayısta ne oldu? 15 Mayıs 1919’ da İzmir Yunanlılar tarafından işgal edildi. İlk çıkan birlik rıhtıma çıkıp saf tutar. İki efsun taburu öncü olarak Kokaryalı (Güzelyalı) İstikametine yürür. İşte o sırada, Yunanlılara karşı ilk silah patlar. Hasan Tahsin adında genç bir gazeteci tabancasını ateşledi ve hemen şehit edildi. Bir görgü tanığı olayı şöyle anlatır: “Yunan efsun alayı (tören alayı) tam bir a
ÖLÜMÜNÜN 33. YILINDA TÜRKİYE’Yİ DÜNYAYA TANITAN EĞİTİMCİ, MÜTEŞEBBİS ERMENKLİ NACİ KESKİN’ni analım, kişiliğini, hizmetlerini genç kuşaklara ve hemşehrilerine hatırlatalım düşüncesi ile bu yazıyı kaleme aldım. Naci Keskin’i baharın ilk ayı olsa da, kışın en yoğun olduğu bir ayda, 10 Mart 1987 tarihinde, abartılmayacak kadar çok karın yağdığı ve haftalarca yerden kalkmadığı ve çocukların okullarına gedemediği bir zorlu bir kış gününde onu kaybettik. ERMENEKLİ NACİ KESKİN ( 1921- 1987 )
EMİN KEMANCI ( 1938-2020 ) Emin Kemancı, ağır mübarek bir gecede 27-28 Bubata bağlayan Reğaip Kandili gecesi vefat etti. Çoktan beri kendisi ile telefonla sohbet etmemiştim. Bir aydır ha bugün, ha yarın derken kandil gecesi saat 21.00 gibi onu aradım. Telefona cevap vermedi, camide olduğunu ya da evde ibadet yaparken olacağını düşünerek, nasıl olsa geri döner anlayışı ile telefonu kapattım. Ertesi günü yani 28 Şubatın sabahında gelen mesajlarla Emin Kemancı’yı kaybe