ATATÜRK’ÜN DOĞUŞU YARBAY MUSTAFA KEMAL’DİR

0
36

Dünya büyük bir savaşın içerisine girmişti. Son çırpınmalarını yaşayan Osmanlı Devleti de kendi Alman İmparatorluğu’nun yanında bulmuştu. Dünya en ileri güçleri olan Fransa  ve İngiltere’ye karşı Osmanlı Devleti sömürgecilik yarışına sonradan dahil olan Alman İmparatorluğu yanında yer almıştı. O günlerde Sofya Askeri Ateşesi olan Mustafa Kemal , Osmanlı Devleti’nin her ne koşulda olursa olsun savaşa girmesinin kaçınılmaz olduğunu söylüyordu yalnız bu girişin Osmanlıların kendi isteğiyle değil karşıdan bir saldırı gelmesi suretiyle girmesi gerektiği yönündeydi. Nitekim dört tarafı savaşa giren ülkelerle çevrili olan Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesi kaçınılmazdı.

Mustafa Kemal Sofya’da Bulgarların hangi tarafta savaş katılacağı konusunda istihbarat topluyordu. Ateş hattında olan kurmaylara nazaran ateşemiliterlik nispeten daha kolay bir görevdi. Sonuçta bir elçi olarak diğer ülkelerin temsilcileriyle görüşüyor; konuşmalarını rapor olarak İstanbul’a gönderiyordu. Aslında Sofya Ateşemiliterliğine Mustafa Kemal bu görev çok önemli olduğu için gönderilmemişti.  İstanbul yönetiminde olan Enver Paşa ve beraberindeki İttihat Terakki ekibi için Mustafa Kemal potansiyel rakip olarak göründüğü için bir yere gönderilmişti. Gerçi Mustafa Kemal’in hiçbir zaman makam mevki derdi yoktu ama bir an önce asli görevi olan savaş komutanlığını yapmak istiyordu. Bunun İstanbul’a çektiği telgrafta “Arkadaşlarım ateş hattındayken bana burada durmak haram.” demişti ve “Şayet bana uygun bir görev verilmezse var olan görevlerden istifa edip er rütbesiyle savaş alanında olacağım.” diye devam etmişti. Gerçekten de cevap ne olursa olsun bavulun hazırlamaya başlamıştı.  Enver Paşa’dan gelen yanıtta Mustafa Kemal’in Çanakkale için kurulan 19. Tümene atandığı yazıyordu fakat 19. Tümenin varlığından kimse haberdar değildi. Hatta alay konusu bile olmuştu. Daha sonra ise gerçek ortaya çıktı. 19. Tümen Çanakkale’de görev yapan Alman general Limon Von Sanders’e takviye edilmesi amacıyla kurulacak olan yeni bir orduydu ve bu orduyu Mustafa Kemal’in kurması bekleniyordu. Nitekim Mustafa Kemal hazırlıklara başladı. Emrinde çoğunlukla hiç Türkçe bilmeyen ve savaşın ilerleyen  zamanlarında da kaçacak olan Araplar vardı. Bu tümen hazırlıklarını tamamladıktan sonra Mustafa Kemal , Limon Paşa tarafından Maydos kısmına atanmıştı. Bu esnada ise Çanakkale bombalanmaya başlanmıştı. Maydos, Limon Paşa’nın orduyu ayırdığı üç kısımdan biriydi.

İngiliz ve Fransızlar bombaladıkları hatlardan karaya çıkarma yapıyor. Türk ordusu gelen düşmanlara karşı iki arada bir derede kalıyordu. Bu esnada Seddülbahir Cephesi’nde Mehmet Çavuş az olan askerine rağmen ekibini hızlı bir şekilde bir sağdan bir soldan ateş etmesini sağlayarak Türk askerini olduğundan daha çok göstermesini sağladı. Nitekim bu taktiğin de fikir sahibi Mustafa Kemal’di fakat bunu Mustafa Kemal dillendirmedi. Çünkü Enver Paşa’nın bunu duyması halinde Mustafa Kemal’i yeniden etkisizleştirmeye çalışacağı aşikardı. Enver Paşa , Mustafa Kemal Paşa’nın hiçbir zaman popüler olmasını istemezdi. Şayet Mustafa Kemal’in her ne kadar popüler olmaya ihtiyacı olmasa da savaş alanında olmasına Osmanlı ordusunun ihtiyacı vardı. Mustafa Kemal’in bu taktiği sayesinde Türk ordusu ilk püskürtmeyi sağladı.

İlerleyen zamanlarda düşman İlk Arıburnu çıkarmasını yaptı. Osmanlı Ordusu buradan bir çıkarma beklemiyordu. Buradan çıkarma yapabilineceğini öngören tek komutan Mustafa Kemal’di. Mustafa Kemal’in defalarca uyarısına rağmen olan çıkarmanın şaşırtma olduğu düşünülüyordu. Şayet Arıburnu’nun üstünde yer alan Conkbayırı geçilirse düşman İstanbul’a bir adım daha yaklaşmış olacaktı. Mustafa Kemal emir beklemeden bir kısım askeriyle oraya gitti. Gittiği bölgede sadece 40 kadar asker vardı ve onlar da cephanesi bittikten sonra kaçmaya başlamıştı. İşte hepimizin bildiği o meşhur emri orada verdi.

Mustafa Kemal : “ Asker nereye?”

Asker : “ Düşman çok, cephane yok kumandanım.”

Mustafa  Kemal: “ Cephaneniz yoksa süngünüzde mi yok? Süngü tak yere yat! Ben size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum. Nitekim biz ölene kadar geçen sürede yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar gelip yerimizi alabilir.”

Emri dinleyen Türk askeri süngüyü takıp yere yattı. Kalabalık olan düşman bunun bir şaşırtma ya da tuzak olduğunu düşünüp onlar da yere yattı. Böylelikle zaman kazanan Mustafa Kemal birliğinin kalan askerini de buraya getirtecek zamanı buldu. Yine de yeteri kadar ordusu olmayan Mustafa Kemal hücum üzerine hücumla var gücüyle  düşmana saldırıyor; düşmanı denize dökemeseler de ilerlememesini sağlıyorlardı. Conkbayırı’nı geçmek demek İstanbul’a ulaşmak ; Osmanlı Devleti’nin Almanya ile bağını keserek savaşta saf dışı kalması demekti. Neyse ki Mustafa Kemal emrinde olmayan orduları de desteğe çağırarak bu cepheyi birinci kez kurtarmıştı.

Mustafa Kemal başarısıyla imtiyaz harp madalyasını haketmişti. Dahası o gün yapılan  bir toplantıda “ Balkan Harbi utancını bir kez daha yaşamaktansa aramızda ölmeyecek komutan yoktur.” diyerek Çanakkale ruhunu sözlerine yansıtmıştı. O günden sonra Arıburnu’nda bulunan tün orduların kumandası verildi ve savaşı yönettiği bölgeye de Kemaliye dendi.

Enver Paşa’ya göre Mustafa Kemal’in halen orada bir önemi yoktu. Mustafa Kemal ne yaparsa yapsın başarı Almanların başarısıydı. Bununla ilgili de Mustafa Kemal ,  Enver Paşa’ya bir telgraf çekerek durum vaziyeti kendisinin görmesi gerektiğini söyleyip uygun sevk ve idare için Enver Paşa’yı Çanakkale’ye davet etti.

Türkler gerçekten cesurdular ama düşman da bitmek bilmiyordu. Buna rağmen Mustafa Kemal dostlarını ihmal etmiyor ;  onlara mektuplar yazarak İstanbul’un moralini yüksek tutmasını sağlıyordu.

Albaylığa terfi etmiş Mustafa Kemal için ise sorumluluk ölmekten ağırdı. Mustafa Kemal çok az uyuyordu. Sürekli hesap yapıyor, ateş hattındaki askerlerle birlikte yerinde konuşarak cepheye dair ilk elden bilgi alıyordu. Hatta daha da öteye giderek zaman zaman tehlike bölgesine gidiyor ve ateşkes yapılıp ölü yaralı temizliğinde de çavuş üniforması giyip karşı tarafın siperlerini gözlemliyordu. Bundan dolayı emri netti. Savaştan kaçan idam edilecek ya da oracıkta öldürülecekti.

Çocukluğundan beri iki kuruştan birini kitap almaya harcayan Mustafa Kemal savaş anında bile kitap okumaya zaman ayırıyordu ve arkadaşlarından yeni romanlar istiyordu. Böylelikle akıl sağlığını daha iyi koruyor ve daha sağlıklı savaş stratejisi geliştiriyordu.

Düşmanın teknolojik gücüne karşılık Türk askeri bedenleriyle kendini savunuyor ve düşman göre daha çok kayıp veriyordu. Bu durumu gören Limon Von Sanders’e Enver Paşa’ya durumu özetleyen bir telgraf çekmişti. Daha önce de Mustafa Kemal’in davetini alan Enver Paşa bu telgraf üzerine Çanakkale’ye geldi ve Mustafa Kemal’i de yaptığı hareketleri eleştirmekten geri durmadı. Yalnız Mustafa Kemal’in aldığı sorumluluk olmasa  Conkbayırı’nın  ve arkasında bulunan Kocaçimen ve Alçıtepe’nin düşüp cephanemizin düşman eline geçeceğinin farkında bile değildi.

Enver Paşa, Mustafa Kemal’İn savaş planını beğenmemişti. Mustafa Kemal de “Çok biliyorsan ,kendin yaparsın.” diyerek Enver Paşa’ya istifasını sundu. İstifadan sonra Limon Von Sanders bir saldırı yaptıysa da başarısız olduğundan dolayı bir şekilde Mustafa Kemal’i ikna edip istifasını geri aldırmayı başardı. Kurmaybaşkanı Kazım İnanç’tan ise Mustafa Kemal’in yeniden gönlünün kazanılması konusunda ricacı oldu.

İlerleyen günlerde Kazım İnanç  Mustafa Kemal’e savaş hakkında fikrini sordu ve ne yapılması gerektiğini söylemesini istedi.

Mustafa Kemal de orduların hepsinin kendine verilmesi  gerektiğini söyledi.

Kazım İnanç “ Bu kadar ordu size fazla gelmez mi ? dedi.

Mustafa Kemal de “Az gelir!” diyerek cevap verdi.

Çünkü daha önce de fikrini söylemişti ama kurmayları onu dinlememişti. Bundan dolayı baştan beri savaşı kendisinin yönetmesi gerektiğini söylüyordu.

Bu olaydan bir süre sonra Limon Von Sanders başarısız bir saldırı yapıp yerinden olmuştu. Yerine İse Kuzey Cephesi komutanı Esat Paşa’nın kardeşi Vehip Paşa atanmıştı.

Gelen istihbarat raporlarına göre İngilizlerin tekrar büyük bir saldırı yapması bekleniyordu. Yalnız saldırının geleceği yer belli değildi. Şu ana kadar sürekli yıpranma saldırıları yapılmış ve iki taraf da epey zayihat vermişti. Kuzey cephesi komutanı Esat Paşa , Mustafa Kemal’in çıkarmanın nereden olacağı konusunda fikrini sordu. Mustafa Kemal bu sefer Arıburnu’nun kuzeyini işaret etmişti. Oradan gelecek düşman arkadan çizgi çizerek Alçıtepe ve Kocaçimen’i ele geçirmeyi hedefleyecekti. Daha önce olduğu gibi yine Mustafa Kemal’in öngörüsü ciddiye alınmadı ama tarih yine onu haklı çıkaracaktı. Esat Paşa oranın çok sarp bir bölge olmasından dolayı ihtimal vermiyordu. Yine de Mustafa Kemal daha çıkarma başlamadan ilgili alaya emrini verdi. Ne olursa olsun Conkbayırı bırakılmayacaktı. Osmanlı askeri yine zayıf yakalanmıştı ama Mustafa Kemal’in destekleri sayesinde, çok fazla kayıp verilse de düşmanı durdurmayı başardı. Limon Von Sanders bu olaydan sonra Anafarta köyüne Mustafa Kemal’İ davet etti. Limon Paşa çok sinirliydi çağırdığı askerler gelmiyor ve hatlar savunmasız kalıyordu. Sonunda Mustafa Kemal’e Anafarta Grubu komutanı olmasını teklif etti ve bütün orduyu da emrine verdi. Yalnız ortada ordu falan yoktu. Ordu çoğunlukla telef olmuş askerler ya da kaçmaya çalışanlarla doluydu. Birçoğu da öleceksek ölelim ya da savaş bitsin modundaydı.  Buna rağmen bütün hazırlıkları Mustafa Kemal baştan yaptırdı. Diğer cephelerden dayanma gücünün kalmadığı yönünde telgraflar geliyor; Mustafa Kemal bunlara “24 saat dayanın yeter “diyordu.  Halbuki kendi de sıtma nöbetleri geçiriyordu.

Mustafa Kemal son hazırlığı yapmıştı. Askerlerine moral vermek için siperlerde onlara konuşuyor; hiçbir şey için endişe etmemelerini istiyordu. Hava zifir karanlıktı. Mustafa Kemal en öne çıktı ve kırbacını salladı ve emrini verdi. Çünkü Mustafa Kemal kendi ölse planının başarılı olacağını biliyordu. Düşmanla sadece arada metreler vardı. Ani baskınla Türk askeri saldırdı. Neye uğradığını şaşıran düşman savunmaya geçse de teker teker siperlerini boşaltıyor;  Conkbayırı bölgesinden geriye doğru kaçıyordu. İlerden olan düşman mitralyözü çok sayıda yaralı ve şehit vermemize neden oluyor; Mustafa Kemal de bu esnada göğsünden vuruluyordu. Neyse ki göğsündeki saat sayesinde vurulmaktan kurtuluyor  ve düşman kıyılara kadar temizlenerek Çanakkale Zaferi kazanılıyordu.

Mustafa Kemal Anafartalar Kahramanı olarak tarihe geçti ve daha sonra olacak olan Anadolu kurtuluş mücadelesi için yeni bir önder oldu.  Nitekim Kurtuluş Savaşı’nı da İngilizlere karşı kazanan Türk ordusunun başkomutanı Mustafa Kemal için o dönem İngiliz başbakanı Çanakkale Savaşı’nda da savaş bakanı olan Winston Churchill , Kurtuluş Savaşı için “Yüzyıllar nadir olarak bir dahi yetiştirir. O da bu yüzyıl Türk milletinden çıktı. O da Mustafa Kemal’dir.” demiş; Çanakkale için de “ Biz orada herşeyi hesap ettik ama Mustafa Kemal’i hesap edemedik.” İfadesinde bulunmuştur.

Çanakkale’de Atatürk yoktu diyenlere de “Evet Atatürk yoktu. O zaman Mustafa Kemal’di” demek en doğru söz olacaktır.

Bütün şehit ve gazilerimize rahmetle minnetle!

 

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here